Mer ve ötesi

Mer ve ötesi
@mermermerve
kitap günlüğüm
9/10
·128 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:18
Bir Kutu Kitap aboneliğimde gönderilen ve yazarla tanışmama vesile olan bir kitap yetişkin bir adamın on iki yaşındayken ki hatıralarını konu ediniyor. Yetişkin bir adamın gözüyle anlatılmasına rağmen kitabın çocuksu dili bana yıllar önce okuduğum J.D. Salinger'in Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabını hatırlattı. Tek fark Salinger'in kurguladığı karakter olayı yaşadığı andan itibaren anlatıyordu ancak Brautigan'ın baş karakteri tabiri caize bir 'flashback' ile anlatıyor. Anlatıcı 12 yaşındayken yoksulluklarını, ailesinin onu ihmal edişini, tuhaf bulunduğu için arkadaş çevresinden dışlanılışını ve tek arkadaşını kaybedişini yetişkin gözüyle ama çocuk diliyle anlatıyor. 44 yaşındaki bir adamın 12 yaşındaki haline acaba o gün mermi yerine hamburgeri mi seçmesi gerektiğini tekrar tekrar soruyor. Kısacık bir kitap olmasına rağmen II. Dünya Savaşı'nın insanlar üzerinde bıraktığı etkileri, yalnızlaşmayı, iç hesaplaşmayı ve yoksulluğu dolu dolu işlemiş. Keşke ve pişmanlık hissi kitabın her satırına sinmiş durumda. Kitabın yazarı daha sonra intihar ederek ölmüş ve kitap, otobiyografik denilebilecek ölçüde kendi hayatına biraz göndermeler içeriyormuş. Bu açıdan da nedense yazarın hayatına son verişini biraz Sadık Hidayet'e benzettim. Daha önce ismini bile duymadığım bir yazardan bu kadar etkileneceğim ve sevdiğim yazarlarla ve kitapla benzerlik kuracağımı düşünmemiştim. Güzel bir okumaydı.
1000Kitap
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026218 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·224 syf.··
2026 8. kitabı
Olga Tokarczuk'un yazdığı benimde onun kitapları arasından okuduğum ilk romanı. Yüzeyde 17. yüzyıl Fransa'sında geçen bir arayış hikayesi ama asıl mesele çok daha içte: hakikate nasıl yaklaşıldığı, kimliğin dışarıdan mı içeriden mi inşa edildiği ve bir şeylerin büyüsüne kapılırken kendini kaybetmemek. Dört karakterin yolculuğu aslında dört farklı varoluş biçiminin sınavı. Marki ne kadar çok sorgularsa o kadar kayboluyor — bilinci bir araç olmaktan çıkıp kendini yutan bir saplantıya dönüşüyor. Veronika hep seçilen, hiç seçemeyen biri olarak yola çıkıyor; ama o "insanımsı varlığı" sahiplenerek ilk kez kendi iradesiyle bir şeye ait oluyor. Burling ve Delabranche bilinçli ama saplantısız oldukları için kaybolmuyorlar. Gauche ise hiçbir şey aramadan, hiçbir şey beklemeden yürüyor — ve tam da bu yüzden Kitap'a ulaşan tek kişi o oluyor. Kitap yerinde bırakılıyor. Bu jest romanın en yüklü anı: hakikat yok edilmiyor, tüketilmiyor, sadece bırakılıyor. Bir sonraki arayan için hâlâ orada. Bu hem hakikatin erişilebilir olduğunu hem de arayışın hiç bitmeyeceğini söylüyor — ikisi aynı anda doğru. Romanın özü şu: büyüye kapılmak gerekiyor, ama tadını çıkararak. Ne Marki gibi içinde kaybolarak, ne de de Berle gibi daha başında sırtını dönerek. Gauche'nin bilmeden bulması bir teselli değil, bir davet — bırakabilenlere kapı açık.
Kitap’ın YolcularıOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20251,073 okunma
9/10
·400 syf.··
2026 7. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 20:20
Proust’un yedi ciltlik devasa romanının ilk kitabı olan Swann’ların Tarafı, aslında tüm serinin ruhunu tek başına taşıyan bir başyapıt. Roman üç bölümden oluşuyor: Combray’de geçen çocukluk anıları, Swann’ın Odette’e duyduğu tutkulu ve kıskançlıkla dolu aşkın hikayesi ve anlatıcının genç Gilberte’e duyduğu ilk aşk. Kitabın en unutulmaz anı hiç şüphesiz madeleine sahnesi. Anlatıcının ıhlamur çayına batırdığı bir kurabiyenin tetiklediği o istemsiz bellek dalgası, Proust’un tüm romana sinmiş temel felsefesini özetliyor: geçmiş kaybolmaz, sadece bir duyunun dokunuşunu bekler. Bu kısmı sinema filminde izlemişim gibi okudum. O kurabiyeyi çaya batırdığı andan itibaren bir flashback yaşanmış gibiydi. İkinci bölümde ise Swann’ın aşkı, neredeyse ayrı bir roman gibi işlenmiş. Kıskançlık, arzu ve sahip olamadığın şeye duyulan takıntılı bağlılık anlatılmış. Son bölümde ise anlatıcının Swann’ın kızına duyduğu aşka yer verilmiş. Proust’un uzun ve müzikal cümleleri gerçekten sabır istiyor ancak o ritme bir kez girince bırakmak zorlaşıyor. Yavaş okunan, üzerinde düşünülen bir kitap. Belki kafa yapısı olarak bu kitaba hazır değildim ama yine de uzun zamandır ertelediğim için bir gayret okudum. Ancak kalan altı kitabı peş peşe okumayı düşünmüyorum. Aralara farklı okumalar eklemem biraz soluklanmam gerekiyor.
Swann'ların TarafıMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20255,3bin okunma
6/10
·192 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 16:17
Bir Kutu Kitap üyeliğimin şubat ayı seçkisine ait olan sanırım Kore edebiyatına dair okuduğum ilk kitap. Açıkçası beklentimi karşılamadı diyebilirim. İlk eleştirim: diyaloglardan sonra gelen konuşmanın kime ait olduğu vurgusu -sanırım yazı dili ya da kültürel farklılık emin değilim- anlamamı zorlaştırdı. İkinci eleştirim : konusu o kadar yüzeysel ve dağınık ki ne oluyor ne bitiyor anlaşılmıyor. Fantastik bir evren kurgulanmış ve hayal gücü bakımından güzel denebilecek bir kurgu ancak çok basit düzeyde işlendiği için havada kalmış. Mesela Profesör Do'nun kliniğine insanlar nasıl gidiyor, göz hastası olan bu insanların bu tarz bir varlıktan ve tedavi yöntemlerinden nasıl haberi oluyor? Tedavi yöntemi de çok basit düzeyde anlatıldığı için gözümde canlandırmakta zorlandım. Çok kısa cümlelerle geçiştirilmiş gibi hissettirdi. Kitabın sonunda baş karakterin babasının kızı için bir seçim yapması gerektiği anlatılıyor. Ama bunun için kızın gözünden rahatsız olması gerekmiyor muydu yani ortada bir sebep yokken neyin seçimi bu? Genel anlamda düşünülen evren güzel ama olaylar kopuk ve basit işlenmiş. Haliyle verilmek istenen o büyülü dünyaya çekim hissedemeden kitap bitti. Bunu farklı bir kültüre ait okuma deneyimi olarak düşüneceğim sadece.
1000Kitap
Profesör Do'nun Göz KliniğiYoonha Byun · Nora Kitap · 20251,109 okunma
10/10
·232 syf.··
2026 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 23:14
‘Beklenti’ kelimesini öyle güzel anlatmış ki kitap. Koca bir ömür boyunca bir kalede gerçekleşmesi ihtimali çok az olan bir savaşın beklentisi. Bir askerin gündelik yaşamın zevklerinden kendisini -bir nevi tecrit- mahrum bırakarak görevini yerine getirmek amacıyla geçen bir ömrün hikayesi. Belki ciddi bir gelişme olur, düşman gelir ve biz asker olduğumuzu hissederiz umuduyla geçip giden yıllar… Düşmanın bırakın sesinin gelmesini yelinin bile esmediği, Tanrı’nın unuttuğu bir kalede ömrünün sonuna kadar aynı beklenti içinde yitip giden Drago’nun hikayesi… Üzülerek okudum. İnsanı acı,keder yıkmaz ama verilen ümitler, beklentiler yıkar diye düşünüyorum. Drago’nun, Ortiz’in ve daha nicelerinin durumu tam da böyle. Geçip giden zamanın senden de bir şeyler götürdüğünü fark ettiğinde ise beklentin/umudun gerçekleşse de giden gitmiştir. Sanırım en acısı da bu. Gençliğin, tazeliğin gittikten sonra hayatının anlamı da kalmamıştır bir nevi.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma