Yürürken karşıma çıkan insanların yüzlerini inceliyorum. Coşku barındırmayan durgun yüzler bunlar, tebessümün nadiren uğradığı abus çehreler. Bir yere yetişmek ister gibi hızlı hızlı yürüyorlar.
Mutluluk bir seyehat şekli olması gerekirken, bir türlü ulaşılamayan hayali istasyonlar haline geliyor. Yüzlerimiz, hüznün yüzlerce elbisesinden hangisini seçeceğine bir türlü karar veremiyor.