Tüm yaşamımız düşünce ve inanışlarımız üzerine kuruludur.
Duygularımızın asıl kaynağı, olaylar hakkında yaptığımız yorumlar, değerlendirmeler, iç konuşmalar ve onlara verdiğimiz anlamlardır.
Ancak yazıya geçmiş düşüncelerin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgarın alıp götürdüğü bir saatlik hayallerden başka bir şey değildir.
Londra dünyanın merkezindeydi. "Sıfır" no.lu meridyen, Londra'dan geçiyordu. Bütün dünya, saatlerini Greenwich'e göre ayarlıyordu.
Bu durumda Doğu ve Batı' nın neresi oldugu elbette Londra'ya göre belirlenecekti. Çin, "Uzak Asya"ydı. Osmanlı imparatorluğu'nun bulunduğu bölge, İngiltere'nin doğusunda kalan yeryüzünün ortasına düşüyordu ve onun için "Yakındoğu" veya "Ortadoğu"ydu.
Ortadoğu sözcüğü, İngiliz siyaset diline ilk defa bu ülkenin, Arabistan Yarimadası"nın güneyinde bazı stratejik noktaları işgal ettiği 19. Yüzyılda girdi. Dünya siyasetinin belirleyici gücü durumunda ki İngiltere'nin yaptığı tanimlama, zamanla herkes tarafından kullanılmaya başlandı.
-İddialı olmayan, sade, tamamlanmamış, gelip geçici şeylerdeki güzelliği anlatmak için kullanılıyordu.
Japonların güzellik anlayışında simetri değil düzensizlik düşkünlük, sonsuzluk arayışı değil geçicilik, gösteriş değil sadelik hakimdi.
Epictetus: Evi yanan arkadaşına "Evrenin düzenini birazcık kavramış olsaydın birkaç taş, kaya parçası için böyle sizlanmazdın.