Merve

Merve
@merrveozcan
“O zaman yaşadığım mutluluğun sonuna geldiğimizi, bunun bu güzel âlemden ayrılış zamanı olduğunu ruhumda derinden hissettim. Son hızla çınar ağacına doğru gidiyorduk. Bizi o hedefe Füsun kilitlemişti. Böyle hissettim, kendime onunkinden başka bir gelecek de görmüyordum artık. Nereye gidiyorsak onunla birlikte gidiyorduk ve bu dünyadaki mutluluğu kaçırmıştık. Çok yazık olmuştu. Ama bu sanki kaçınılmaz bir şeydi. Ölmekte olduğunu anlayan Füsun, iki üç saniye süren bu son bakışmamızda, bana asla ölmek istemediğini, hayata her saniyesine kadar bağlı olduğunu, onu kurtarmamı yalvaran gözlerle ifade ediyordu. Ben ise, kendiminde ölmekte olduğunu sandığım için, hayatımın aşkına, birlikte başka bir dünyaya yolculuğa çıkmanın sevinciyle gülümsedim sadece.” Mehtaplı bir gece yarısı, çatı arasındaki küçük perdesiz odamda hoş bir ışığın içinde uyandım ve altımdaki büyük delikten müze boşluğuna, aşağıya baktım. Her biri birer balkon gibi boşluğa uzanan alt katlarda, otuz yıldır biriktirdiğim bütün koleksiyonum gölgeler içinde duruyordu. Füsun’un bu evde kullandığı eşyaları, sobadan buzdolabına, üzerinde sekiz yıl akşam yemeği yediğimiz masadan seyrettiğimiz televizyona, her şeyi görebiliyor ve eşyaların ruhlarını fark eden bir şaman Üstadı gibi, onların hikayelerinin içimde kıpırdandıklarını hissediyordum. Ayışığında gölgeler içinde ve sanki boşluktaymış gibi gözüken eşyaların her biri, tıpkı Aristo’nun bölünmez atomları gibi, bölünemez bir âna işaret ediyordu. Aristo’ya göre anları birleştiren çizginin zaman olması gibi, eşyaları birleştiren çizginin de bir hikaye olacağını anlıyordum. Pek çok kere bu insanlardan duyduğum o küçümseyici soru şuydu: “Bu eşyaları niye istiyorsun, onlarla ne yapacaksın?” Kendi kendine eşya toplayan, bunları bir köşede biriktiren her takıntılı
Merve
Kaçıncı sayfa acaba ?
Reklam
Şimdiye kadar tek kelime konuşamadım. Neredeyse on bir yaşındayım...
Sayfa 256 - Melody·Kitabı okudu
Merve
Kitap güzel mi bende sipariş ettim de merak ediyorum.