Sen geceleri göğe baktığında, ben onlardan birinde oturacağıma ve onlardan birinde güleceğime göre, senin için bütün yıldızlar gülüyor olacak. Senin gülmeyi bilen yıldızların olacak!
Ve yine güldü.
Üzüntün geçtiğinde (üzüntü hep geçer) beni tanımış olmak sana yetecek. Her zaman arkadaşım olarak kalacaksın. Benimle gülmek isteyeceksin. Ve ara sıra şöyle keyif için pencereni açacaksın... Seni göğe bakıp gülerken gören arkadaşların şaşırıp kalacak. Onlara, "Evet, yıldızlar beni hep güldürür!" diyeceksin. Onlar da seni deli sanacak. Sana çok fena bir oyun oynamış olacağım...
Biraz ara verip okumayı planlıyordum ama dayanamadım 2. kitaba başladım ve hemen bitirdim. Gerçekten felaket akıcı bir seri. Öncelikle ilk kitaptaki ters köşe beni çok etkilememişti. Şaşırdığım yerler çok çok azdı fakat bu kitapta gerçekten ters köşe yedim. Kurgu bir yerden sonra rayına oturdu ve tahmin edilebilir bir hale geldi ama o kadar profesyonel yazılmıştı ki şaşırttı. İlk kitabı tekrar eder diye düşünmüştüm çünkü 'bu kız bir kere birinin hayatını kurtardı, diğer kitapta da mı kurtaracak?' düşüncesi oluşmuştu ve biraz korkutmuştu akıcılığını yitirir diye. Böyle olmaması beni mutlu etti ve son olarak bu kitapta üçlemenin son kitabına dair hiçbir kapı aralanmaması oldukça garipti.
Uzun bir aradan sonra kitap okumaya tekrar başladığım için yeri farklı... Sabahlara kadar kitap okumayı gerçekten çok özlemişim. Öncelikle kitaptaki 1. kısım çok hoşuma gitti. Yazarın kalemi ve kitabın akıcılığı gerçekten mükemmeldi, dehşet sürükleyici bir kitaptı. 2. kısımda ise açık konuşmak gerekirse biraz sıkıldım. Olaylar bir tık uzatılmış gibi geldi, Nina'nın geçmişini okumamız gerekiyordu evet ama sanki bu kadar fazla okumamalıydık... Kitaptaki ters köşeler biraz şaşırttı ama çok şaşırdığımı söyleyemem. Az çok belliydi kitabın gidişatı. Spoiler vermeden anlatmak zor ama tahmin etme zorluğu kişiye göre değişkenlik gösterebilir. (Wulf Dorn'dan sonra psikolojik gerilim kitaplarından fazla bir şey beklememem gerektiğini düşünüyorum...)