Kötü günler derece derecedir, hepsi aynı kötülükte değildir. Gerçekten kötü olanlar, atlatması ne kadar zor da olsa, daha sonra işinize yarar. Onları kötü gün bankasında biriktirirsiniz. Süpermarketten kendinizi dışarı dar attığınız gün. Dilinizi kıpırdatmayacak kadar buhranda olduğunuz gün. Ailenizi ağlattığınız gün. Az kalsın kendinizi uçurumdan aşağı atacağınız gün… Tüm bunlardan sonra başka bir kötü gün yaşadığınızda, bugün kötü hissediyorum ama daha beteri de olmuştu, diyebilirsiniz. Daha kötü bir gün aklınıza gelmediğinde -yaşadığınız en kötü günde- ise en azından bankaya yatıracak bir gününüz olduğunu bilirsiniz.
Hastalığınız bedeninizin tek bir yerine ait değildir, onu dışlayamazsınız. Sırtınız ağrıdığında “sırtım çok kötü” dersiniz ve ağrı ile aranızda bir ayrım yaratırsınız. Ağrı başkalaşır. Saldırır, rahatsız eder, hatta benliğinizi kemirir durur ama hiçbir zaman benliğiniz haline gelmez.
Tek bir saniye yoktur. Uyanıkken korkusuz geçirdiğiniz tek bir saniye yoktur. Abartmıyorum. Korkunun içinde debelenmediğiniz tek bir an için yanıp tutuşursunuz ama asla gelmez o an.