Ahlakıımızı düzeltmeye senelerce uğraşır başaramayız. Fakat bozmaya çok kısa anlar yetiyor. Birincisi için tabiatta güzel misaller, modeller bulmak, sonra onları nefsimize uygulamak ne zordur. Ve bu ne az semere verir uzun mesaiye muhtaçtır. İkincisi için her tarafta kötü misal dopdoludur. Fesat kendi kendine oluyor. İyi ahlak ve terbiye insandan insana zor geçiyor. Lakin ahlaki çürüme ne çabuk bulaşıyor, memleketleri ırkları berbat ediyor, bitiriyor.
Pislikleri akıtmak için neden kapalı lağımlar yapıyorlar? Çünkü o pisliklerin açıktan akması görenleri iğrendirir, halk sağlığını bozar. Ayıplarımızı, rezilliklerimizi, alçaklıklarımızı saklayan perdeleri , duvarları ortadan kaldırırsak insanlığımızdan , kendi kendimizden iğreniririz . Değil yalnız toplumdan , en yakın akrabamızdan , hatta mümkün olsa kendi nefsimizden gizleyecek adilliklerimiz , fena eylemlerimiz vardır . 
Toplumun güzel çiçekler işlenmiş kanuniyet kanaviçesine yalnız yüzünden bakmamalı, menfaat gütmemek, tarafsızlık , insaf , hakkaniyet gözüyle inceden inceye onun tersini de gözden geçirmelidir ki işleminin yüzündeki , göz aldatan o renk uyumunu oluşturabilmek için ipliklerin uçlarının nerelerden dolaştığı ve şeklin tersinde ne kördüğümler , ne karışıklıklar , ne çirkinlikler , ne kabalıklar bulunduğu anlaşılsın …
-Allah ile kulun arasına girilmez. İnsanı yaratan da o, biti var eden de… Zaten bu dünyada birbirini yemeyen ne var? Öyle değil mi? Sen de söylesene Abdal…