İnsan suyu bilmeyen balık gibiydi, bilmesi için sudan çıkması gerekiyordu. Hayat mecbur bırakmadıkça insan hayatı boyunca hayatını sorgulamıyordu, sorgulamak için bir sebep gerekiyordu.
…önemli olan ihanete uğramak değildi, ihanet hayatın doğasında vardı, her an, her yerde pusuda bekliyordu. Önemli olan ihanete uğradığında yıkılmamaktı.
…Buna alışmıştım, daha doğrusu alışmak zorunda kalmıştım, n’apalım canım, o da böyle biri, diye düşünmek bana hak ettiğim değeri vermesini istemekten kolaydı. Çünkü hayatta bir şey istemenin bir yaptırımı vardı, talebim karşılanmazsa gereğini yapmam gerekirdi ve gereğini yapamayacağımı biliyordum.