Ruh Adam’ı okurken beni en çok etkileyen şey, karakterlerin aslında sadece kişiler değil, düşünceler ve dönemler olmasıydı. Selim Pusat’ın yaşadığı içsel çatışmalar, sadece onun değil, bir milletin ruhsal arayışını yansıtıyor gibiydi. Ayşe bana göre onun saf, geçmişe ait, ruhani yönünü temsil ediyordu; sanki Türk milletinin kaybolan özüydü. Güntülü ise daha çok tutkuları ve dünyevi arzuları simgeliyordu, ama bu Selim’i doyurmuyordu. Leyla ise mantıklı ve düzenliydi ama ruhsuzdu; modernleşmenin duygudan uzak tarafı gibiydi. Rüyalar ve geçmiş yaşamlar da bu karakterlerin arasında sürekli bir bağ kuruyordu. Bu üç kadın karakteri düşündüğümde, aslında Selim’in değil, Türk milletinin geçirdiği tarihsel dönüşümleri temsil ettiklerini fark ettim. Roman sadece bir aşk ya da ruh çözümlemesi değil; bir kimlik, bir öz, bir tarih arayışıydı bence.