Hâti

Notre-Dame'ın Kamburu
Paris sokaklarının betimlendiği kısımdan hayli sıkıldım ve yoruldum. Yazarın amacını anlamakla birlikte sürekli aynı yer-mekan-sokak isimlerinin tekrarıyla asla ilerlemiyormuş hissi verdi bana.
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Bosna'da iki din arasında yüzyıllardan beri süren bu büyük ve tuhaf savaşta din kisvesi altında toprak, iktidar, kendi hayat görüşü ve dünyayı idare ediş biçimi için de çarpışıyorlardı. Birbirlerinin sadece kadınlarını, atlarını, silahlarını değil; şarkılarını, şiirlerini bile çalıyorlardı. Onlar da değerli bir ganimet gibi birbirinden diğerine geçiyordu." Öteden beri söylenen 'dili, dini, ırkı ne olursa olsun bir imparatorluğun çatısında kardeş gibi yaşıyorlardı' söyleminin ne kadar büyük bir yalan olduğunu görüyoruz. Öyle yaşamıyor; yaşamak zorunda olup yaşıyor gibi görünüyorlarmış. Olan kardeşlik de zaten öyle görünüyor ki devletlerin değil, kişilerin kendi insani değerleriyle ortaya çıkan ilişkilermiş. Din ve ırk fark etmiyor, gücü eline alan önce kendinden olmayanı yutuyor.
"Ey Tanrım! Hayatımın aslı hâline gelen çalışmam, ömür boyu çabalamam, emeklerim, baş dayanağım olan armanım ne oldu? Nereye gitti? Ölesiye-bitesiye çalışmamın sonunda, ola ola 'halk düşmanı' mı olacaktım?" diyor Gülsarı kitabında ana karakter Tanabay... Görüyoruz ki hiçbir ideoloji, adı ne olursa olsun sıradan vatandaş, normal halk dostu değildir. Her ideoloji kendi kralı ve avanesini yaratıp sadece onların çıkarları için halkı çalıştırıp sömürüyor. Yine farklı ideolojileri sahiplenen insanları çatıştırarak arka planda el sıkışıyor. Ve bu dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir zamanında değişmiyor. İdeolojilerin gerçek yüzünü fark edip karşı çıkmaya başlandığında da karakter Tanabay gibi 'halk düşmanı, düzeni bozan, ayrık otu, isyankâr, faşist, kapitalist, komünist, vatan haini' vb. suçlamalarla ezileni ötekileştirerek var olan düzenlerini korumaya çalışıyorlar.