1970'lerde ve 1980'lerde reformların çoğundan geri adım atıldı, çünkü daha tutucu dini liderler başta İran olmak üzere, bir çok Müslüman ülkede iktidarı ele geçirdiler, İslam içindeki bu kökten dinci hareket, toplumsal cinsiyete karşı tutucu bakışı, Batılı kültürel emperyalizme ve kapitalizme karşı duran "gerçek İslam'ın" başlıca sembolü hâline getirdi; bu hareketin sadece erkeklere değil kendilerine de daha geniş güvenlik sağlayacağını ve kendi toplumsal, ahlaki ve dini değerlerini olumladığını düşünen kadınları da cezbettiği görüldü. Dünyanın birçok yerindeki Müslüman kadınlar peçeyi veya kendilerini örten giysileri, erkek tacizine maruz kalmaksızın ev dışında çalışmanın veya seyahat etmenin bir çıkış yolu olarak benimsediler. Onlar, Müslüman giyimini kendilerine güç katan bir vasıta olarak görürken diğerleri, Müslüman veya Müslüman olmayanlar, bunu kadınların bastırılmasının bir örneği olarak gördüler. İçinde toplumsal cinsiyetinde yer aldığı diğer tüm dini semboller gibi tesettürün de çoklu anlamları vardır. Bu, kişiden kişiye ve siyasi ortama göre değişkenlik göstermektedir.
Kadınların tecridi her toplumda genellikle elitleri ilgilendirir veya en azından onlardan başlamıştır, çünkü kültürlerin büyük çoğunluğu, işgücünün yarısını kaybetmeyi göze alamadıklarından, köle veya köylü kadınlar genelikle tecrit edilmemiştir ve onların faaliyetleri elit kadınların kapatılmasını mümkün hâle getirmiştir. Tecrit bazın toplumsal cinsiyetten ziyade bir statü meselesiydi. Örneğin, Osmanlı İmparatorluğu'nda elit erkekler nadiren evlerinden dışarı çıkarlar, işlerini yardımcıları aracılığıyla yürütür, eğitimlerini özel hocalardan alırlardı. Osmanlı toplumunun tepesindeki sultan sarayından hemen hiç çıkmaz ve kendisiyle işi olan herkesi oraya çağırırdı.
20. yüzyılın başlarında, daktilo kullanma toplumsal cinsiyet ayrımında dişileştirilirken, bilgisayarla çalışmak eril olarak cinsiyetleştirildi; böylece ücret ve statü artışını da beraberinde getirdi.
...bilgisayar dergilerindeki reklamlarda kadınlar çoğunlukla, bilgisayar kullanmanın ne kadar kolay olduğunu vurgulamak için resmedildiler.
"Beceri" tanımı, tıpkı "iş" tanımı gibi sıklıkla toplumsal cinsiyetleştirilmiştir. Kadınlar, sakar veya "beceriksiz" diye yaftalanarak cam kesimi gibi belli işlerden dışlanmıştır. Gelgelelim, cam kesmekten daha yüksek beceri odaklanma gerektiren dantel örmeyi aynı kadınlar başarmıştır.
Avrupalılar ve Amerikalılar, sömürgeleştirdikleri toplumları, kadınlarını eve kapatmayı talep etmekle eleştirirken, kendi ülkelerinde kadınlar için evcimenliği daha güçlü biçimde idealize ettiler.