Elif Şafak 'ın kalemini severim, bu kitabında da sevdim, çeviri olması sizi yanıltmasın gerçek manasıyla kelimeler işliyor insanın içine. Yalnız ne yazık ki kitapla ilgili söyleyebileceğim bütün olumlu sözleri tüketmiş bulunmaktayım. İncelememin bundan sonrasında üzülerek söylüyorum ki Türk Ermeni problemleri çoğunlukla Ermeni bakış açısıyla yansıtılmış, nedense Türkleri daha sığ betimlemi yazar. Ve bunu romandaki kahramanların görüşü gibi değil de, gerçekler budur şeklinde lanse etmiş. Ve son olarak beni rahatsız eden bir nokta da, çok fazla ana karakter olduğu için kitabın neredeyse yarısına kadar onları tanımakla meşgul oluyorsunuz, "eee olaylar nerede kaldı?" Diye düşünmeden edemedim ben.
Keyifli okumalar dilerim
Hayatın özü direnişte yatar. Ancak direnenler insan gibi yaşar. Geri kalan insanlar ikiye ayrılır: nebatgiller -her şeyle barışıktır bunlar- ve çay bardakları -pek çok şeyle barışık olmasalar da karşı çıkacak güce sahip değillerdir. Birinci grup en habisi ama grup en zavallısıdır.
Aşk dediğin iyi günde kötü günde, normallikte ve delilikte, düğün pastası yerken de, yanında avuç avuç sakinleştirici alırken de... Belki de deliler bu yüzden biriyle çıkmakta zorlanıyorlar, diye düşünüyor, çatlak olduklarından değil de, imkânsız aşkı aradıklarından.