Merve Çomaklı

Merve Çomaklı
@mervecomakli
İlk adım, herkesin kendi düşünü düşlediğinin bilincine varmaktır. Bir kez bu bilince ulaştığınızda ilişkinin size ait yarısının sorumluluğunu üstlenebilirsiniz. İlişkinin yalnızca bir yarısından sorumlu olduğunuzu bilirseniz kendinize ait olanı kolaylıkla yerine getirebilirsiniz. Diğer yarıya hükmetmek bize düşmez.
Sayfa 51 - Ötesi Yayıncılık·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Korku yolunda öyle çok şartımız, beklenti ve zorunluluklarımız vardır ki gerçekte hiçbir kuralın olmaması gerekirken kendimizi duygusal acıya karşı savunmamızı sağlayacak pek çok kural yaratırız. Yarattığımız bu kurallar aramızdaki iletişim yollarının niteliğini etkiler, çünkü korktuğumuz zaman yalan söyleriz. Benden belli bir şekilde davranmamı beklediğinizde bu şekilde davranma zorunluğu hissederim. Gerçekse, benim benden istediğiniz gibi olmadığımdır. Dürüst davranıp nasılsam öyle olduğumda bu sizi yaralar, öfkelendirir. O zaman da yargınızdan korktuğum için yalan söylerim. Beni suçlamanızdan, suçlu bulup cezalandırmanızdan korkarım. Davranışımı anımsadığınız her seferinde aynı yanlıştan ötürü beni yeniden ve yeniden cezalandırırsınız.
Sayfa 48 - Ötesi Yayıncılık·Kitabı okudu
Yanlış kimindi? Hatanın ne olduğunu bilmek ister misiniz? Adamın yanlışı mutluluğunu kadına verebileceğini düşünmekti. Yıldız onun mutluluğuydu, yaptığı hata ise mutluluğunu kadının ellerine vermesi. Mutluluk asla dışımızdan gelmez. Adamın mutluluğunun kaynağı içinden gelen sevgiydi. Kadının mutluluğunun kaynağı da kendi içinden gelen sevgiydi. Ama adam kadını mutluluğundan sorumlu kıldığı an kadın yıldızı parçaladı, çünkü onun mutluluğunun sorumlusu olamazdı. Kadın adamı ne kadar severse sevsin onu hiçbir zaman mutlu edemezdi, çünkü içinden geçenleri asla bilemezdi. Düşlerini bilmediği için beklentilerini de bilemezdi. Mutluluğunuzu alıp başka birisinin ellerine bırakacak olursanız er geç kıracaktır. Mutluluğunuzu başka birisine verirseniz alıp götürebilir. Çünkü mutluluk yalnızca sizin içinizden gelebilir ve sevginizin sonucudur. Mutluluğunuzdan siz sorumlusunuz. Başka birisini hiçbir zaman kendi mutluluğumuzdan sorumlu kılamayız. Ama evlenirken ilk yaptığımız yüzükleri birbirimizin parmağına takmaktır. Onun sizi, sizin onu mutlu kılacağınız beklentisiyle yıldızlarımızı birbirimizin eline veririz. Birisini ne kadar çok severseniz sevin onun olmasını istediği kişi olmayacaksınız. Bu, daha başlangıçta çoğumuzun düştüğü bir yanlış. Mutluluğumuzu eşimize dayandırıyoruz, ilişki de bu şekilde tıkanıp kalıyor. Tutamayacağımız sözler veriyor, kendimizi başarısızlığa mahkum ediyoruz.
Sayfa 42 - Ötesi Yayıncılık·Kitabı okudu
Adamın sevgiyle dolup taşan yüreği bir akşam bir mucize gerçekleştirmiş. Yıldızları seyrederken aralarında en güzel olanı bulmuş. Sevgisinin büyüklüğüyle bu yıldız gökten yeryüzüne, ellerinin arasına kaymış. Sonra bir mucize daha olmuş ve adamın ruhu bu yıldızla birleşmiş. Mutluluğu çok derinmiş, kadına gidip sevgisini kanıtlamak için yıldızı eline vermeye can atmış. Yıldızı avuçlarına bıraktığı an kadının yüreğinden kuşku gelip geçmiş. Aşırıymış bu sevgi. İşte o an yıldız ellerinden düşüp binlerce küçük parçaya ayrılmış.
Sayfa 41 - Ötesi Yayıncılık·Kitabı okudu
Sevgi arıyoruz, yüreğimizi açıyor, yaralanabilir hale geliyoruz. Ama bütün bulduğumuz bencillik oluyor. İncindiğimize inanmasak bile yaralıyor bu bizi. Kaç ilişki kurduğumuzun önemi yok. Aynı şey durmadan yineleniyor. Sevgi arayışını sürdürmenin ne anlamı var ki?
Sayfa 40 - Ötesi Yayıncılık·Kitabı okudu