Hayat öyle yada böyle geçiyor, istediklerimiz olsa da geçiyor olmasa da. Bazen düşünüyor insan neden olmuyor, neden her şey ters gidiyor, neden neden diye ama bazı noktaları kaçırıyoruz bu nedenler arasında. Bazen hiçbir neden olması gerekmez, sadece öyle olması gerekir. Canımız yansa da kabullenmek zorunda kalırız. Mesele de bu değil mi? Her şeye rağmen dimdik yaşayabilmek. Hayatın çetin savaşına karşı her ne olursa olsun mücadele edebilmek. Bazen içine içine ağlamak ama dua ede ede Allah'a yalvarmak. Umut ede ede yaşamak işte. “VAROLMAK” tamamen bu!
11 Ekim günü ölüm haberini duyduk. Ne kadar büyük ve ve kadar erken bir ölüm. Onca güzel eserden sonra belki de henüz yazılmamış en muhteşem romanını beraberinde götürdü. Ama her yazar için geçerli değil midir bu? Yine de yaşarken ve ölürken dünyada bir şeyleri değiştirmeyi başardı. Milyonlarca insanda olduğu gibi bende kaldı etkisi. Güle güle git Mehmet Uzun, hep güle güle...
Anladım ki dualarıma bir dua daha eklemem gerek...
Allah'ım, senden istediğim imanla ruhumu teslim etmemle beraber bedenimi kefenleyecek bir mümin, cenaze namazı kılacak bir âlim, cenaze namazıma katılacak ve beni çabucak toprağa kavuşturacak bir avuç insan nasip et. Dünya hayatında yerimin yurdumun belli olduğu gibi vefatımdan sonra da bir mezarım ve üzerinde ismimin yazıldığı bir taşım olsun ki arkamdan hayır duamı edecek sadaka-i cariyelerim olsun. Sonumun nasıl olacağını bilmiyorum. Allah'ım yaşamımı, ölümümü ve ölümden sonraki ebedî hayatımı güzel kıl.. hayırlı bir ömür ve ardından hayırlı bir ölüm nasip eyle..
Amin🤲🏻