decalcomna

“Sana veda etmeyeceğim,” diyor sesinin titrememesine özen göstererek. “Ben de sana.” “Gidişini izlemeyeceğim.” “Ben de seni görmeye devam edebilmek için,” diyerek geriye doğru bir adım atıyor kocası, “geri geri yürüyeceğim.” “Ta Londra’ya kadar mı?” “Gerekirse.”
Reklam
Acımasızlık ve yıkım her köşe başında, sandıkların içinde, kapıların ardında seni bekliyor: Bir hırsız ya da haydut gibi her an üstüne atlayabilirler.
Böyle büyük bir ailede yapılacak, ilgilenilmesi gereken o kadar çok şey, farklı farklı ihtiyaçları olan o kadar çok insan var ki. Birinin acısını ve ıstırabını, diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken, gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar?
“Bilmiyorum,” diyor. “Yok bir şey. Ruhumda bir ağırlık var. Melankoli işte. Geçer.”
Ceza görmemiş ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur.
Reklam