İşte, diye düşündü, veda dediğin böyle olmalı. Nokta değil, üç nokta; biri toparlayıncaya kadar yarım bırakılan bir cümle. Açık kalan bir kapı. Uykuya dalar gibi.
Göğsündeki ani ağırlığın nereden çıktığını, ancak ağırlığın neden oluştuğunu çözünce anlayabildi: korku. Her şeyi mahvetmiş, hep istediği tek şeyi bir kenara fırlatmış olma korkusu. Onun kolayca paramparça olacak kadar kırılgan olduğu korkusu.