Seninle geçirdiğimiz o uzun zaman boyunca herhangi bir soru ve cevaptan, herhangi bir alıntı, ima ve tartışmadan ziyade, sana içtenlikle iletmek istediklerim, aslında belki de şöyle şeylerdi:
"Sahip olduğumuz en zayıf, en kırılgan ve en yalnız şeyi, yani hayatımızı bir gün maddi dünyaya iade ettiğimizde, hiçbir karşılık alamayacağımızı.
Günün birinde, ölüm ânı beni bulduğunda, yaşadığım tüm deneyimlere ait anıları asla yalnızca güzel olarak hatır-ayamayacakmışım gibi geldiğini.
Böyle sıradan bir bağlamda Platon'u anladığıma inandığımı.
Onun da yine güzel olan hiçbir şeyin olmadığını bildiğini.
Mükemmel olanın ebediyen var olmadığı gerçeğini en
azından bu dünyada."