Kadınlar kendilerini özne olarak ortaya koymadığından, tasarılarını yansıtacakları bir erkek efsanesi de yaratmamışlardır. Tümüyle onlara ait olan ne dinleri ne de şiirleri vardır; düşlerini erkeklerin düşleri aracılığıyla görürler. Taptıkları tanrılar erkeklerin ürettiği tanrılardır.
Kadının üzerinde ki en büyük lanet, bu savaş seferlerinden dışlanmış olmasıdır. Erkek yaşam vererek değil, kendi yaşamını tehlikeye atarak hayvanlıktan çıkmaktadır; bu yüzdendir ki, insanlık doğuran cinsiyete değil, öldüren cinsiyete üstünlük tanımıştır.
Kadınların eylemi hiçbir zaman simgesel bir hareketten öteye geçememiştir. Kadinlar sadece erkeklerin onlara gönüllü olarak bahşettiği hakları kazanmışlardır; hiçbir şeyi almamışlar, sadece onlara verilene sahip olmuşlardır.