Bugün aslında 4 kitaplık bir serüveni değil de 6 senelik bir serüveni sonlandırıyorum. Liseye başlayacağım zaman tanıştığım, üniversiteye başlamamla birlikte bana veda eden bir seri olarak kalacak kalbimde ve zihnimde. Çok güzeldi. Her bir sayfası beni o evrene taşıdı ve mutlu etti. Açıkçası yazarımızın da ilk kitaptan son kitaba zamanla anlatım biçiminin geliştiğini söyleyebilirim. Çok şaşırdım. Her bir sayfasında daha ne olabilir derken daha çok şaşırdım. Beni tatmin eden ve okuma hevesimi getiren de bu oldu. 600 sayfalık bir kitabın içinde nasıl bittiğini anlamadım. Her bir sayfada farklı bir olayla karşılaştım. Yazarının kurguyu ilerletme biçimine hayran olduğumu söylemeliyim. Kurgu çelişki barındırmıyordu. Bütün olaylar mantık çerçevesinde birbirine bağlanıyordu. Fantastik türde favorilerimden birisi olacak ve karşıma çıkan herkese önermekten geri durmayacağım. Bu kitapla yollarım kesiştiği için çok mutluyum.
İyi ki birbirimizi bulmuşuz...
Asıl gerçeklik gizem ve yaşamdır. Yaşam, yüksek hızla akan kimyasal maddeden büyük ölçüde farklıdır. Yaşam süregider. Yaşam maddenin bütün biçimlerinde sebat eden ateş parçacığıdır. Biliyorum. Ben yaşamın kendisiyim. On bin kışakta yaşadım. Milyonlarca yıl yaşadım. Pek çok bedenim oldu. Ben, pek çok bedenin sahibi, süregidiyorum. Ben yaşamın kendisiyim. Ben hep parlayan ve zamana parmak ısırtan ve beden denilen, hep benim irademle işleyen ve geçici olarak işgal ettiğim madde bileşimlerinde, tutkumu gerçekleştiren sönmez kıvılcımım.
Yaşamı yalnızca olgusal olarak anlayabiliyoruz, ilkel insanın bir dinamoyu anladığı gibi; ama yaşamı akılla idrak edemiyor, yaşamın özünün doğasıyla ilgili hiçbir şey bilmiyoruz.