Bir hayatım daha olsa, korkmadan, dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok.
Yok.
Varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hali vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hali, insan ancak en hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir.
Sesini kes, ama yüreğim. Ruh ölümsüzdür. Karanlığın ardından yeniden yaşayacağım ve kadınlar olacak yine. Gelecek, daha süreceğim yaşamlarda benim için küçük kadınlar barındırıyor. Ve yıldızlar yer değiştirse, gökler uzansa da, kadın hep olacak, göz alıcı, ebedi, tek kadın; tüm maskaralıklarım ve talihsizliklerimin altında benim tek erkek, onun eşi olacağım gibi.