- Evet, ama... kuşku beni yiyip bitiriyor!
- Daha iyi ya, küçük Hamlet, daha iyi. Kuşku mu dedin? O halde düşünüyorsundur; düşünüyor musun? Öyleyse varsın.
- Evet, kuşkulanmak düşünmektir.
- Düşünmek de kuşkulanmaktır, kuşkulanmaktan başka şey değildir. İnsan kuşkulanmadan inanabilir, bilebilir, düşleyebilir; ne inanç, ne bilgi, ne de imgelem için kuşku gerekmez, hatta kuşku bunları yok eder, ama kuşkulanmadan düşünmek olanaksızdır. İnancı, bilgiyi ve statik, dingin, ölü olan her şeyi dinamik, tedirgin ve dipdiri düşünceye dönüştüren kuşkudur.
"Tek başına, tek başına, tek başına aynı uykuyu uyumak! Yalnız insanın uykusu bir kuruntudur, görüntüdür; iki insanın uykusu ise hakikattir, gerçektir. Gerçek dünya, hepimizin düşlediği uyku, ortak uyku değildir de nedir?"
- Tamam işte, ona delicesine âşık oldum, deli gibi vurgunum...
- Evet, bir sevdalı gibi. Devam et.
- Ben deliyim oğlum, deli. Halasını ve eniştesini ziyaret bahanesiyle dün onu evinde gördüm; onu gördüm...
- Sana baktı, öyle değil mi? Sen de Tanrı'ya inandın yine?
- Hayır, bana bakmadı, beni bakışlarıyla sarıp sarmaladı; Tanrı'ya inanmak değildi bu, kendimi bir Tanrı sandım.
- Altüst olmuşsun dostum...