Fakat daha sonra o da İslâm’a girdi, müslümanların safına katıldı. Bir gün babası Hz. Ebû Bekir'e [radıyallahu anh],
- Baba! Bedir Savaşı'nda birdenbire gözüme iliştin. Önüne gelen herkese kılıç sallıyordun. Ben seni öldürmedim, 'Onu başkası öldürsün’ dedim ve bir başka tarafa gittim, dedi. Hz. Ebû Bekir [radıyallahu anh] ona şöyle dedi:
- Oğlum! Vallahi sen o gün karşıma çıksaydın, ben seni kimseye bırakmazdım, Allah ve Resûlü için oracıkta seni öldürürdüm, dedi.
Halbuki o da bir insandı, bir babaydı, bir oğuldu, zengin bir tüccardı, toplum içinde itibarı olan ve kabilesinin önde gelenlerinden biriydi. Fakat söz konusu Allah’a iman, Resûlullah’a muhabbet ve teslimiyet olunca hepsini bir çırpıda siliyor ve, "Anam babam sana feda olsun yâ Resûlallah!” diyordu.
Bir ara Allah Resûlü, Hz. Ömer’e,
- Ey Ömer! İş nasıl oldu, nereye vardı, gördün mü? Şayet bana, "Onu öldürelim" dediğin zaman onu öldürseydik, onun için yer yerinden oynardı! Fakat bugün öldürülmesini emretsem, o muhakkak öldürülür, buyurdu. Hz. Ömer, kendi kendine,
- Vallahi şimdi bildim ve anladım ki Resûlullah'ın işinde büyük hayırlar ve bereketler vardır, dedi.
"İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermeyeceklerine dair yemin etmesinler; af ve bağış ile muamele etsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir" (Nûr 24/22).
Bu âyet-i kerime nâzil olunca, Ebû Bekir [radıyallahu anh],
- Bilakis, Allah'ın beni mağfiret etmesini istiyorum, dedi ve Mistah'a yapmakta olduğu yardımı tekrar vermeye başladı, bu yardımı asla kendisinden esirgemeyeceğim, diye söyledi.
Hz. Âişe'nin [radıyallahu anhâ] suçsuz olduğuna dair vahiy nâzil olunca Hz. Peygamber [sallallahu aleyhi vesellem] minbere çıktı, bu durumu anlattı ve inen âyetleri okudu. Ardından iftirayı dilleriyle yaymakta en ileri gidenlere had cezasını emir buyurdu. Bunların başında Abdullah b. Übey b. Selûl, Mistah b. Üsâse, Hassân b. Sâbit ve Hamne bint Cahş da bulunuyordu.
Adam,
- Ey Allah’ın resûlü! Allah katında amellerin en sevimlisi ve en makbul olanı hangisidir? diye sordu. Resûl-i Ekrem,
- İlk vaktinde kılınan namazdır, buyurdu.