'Bugün bunları yazarken o günler gözümün önüne geliyor,kendimi yine o girdaplarda boğuluyormuş gibi hissediyorum.Devamını yazmaya takatim kalmadı..kalemi bıraktım"
Geçenlerde komşumuza başsağlığına gitmiştik ve evin kızı, "Bizim evimiz çok şenlikliydi; babam vefat ettiğinde, ilk defa duvardaki saatin tıkırtı sesini duydum" demişti. Ve ben o an irkildim. Bir insanın ani gidişi, koca bir evin bütün neşesini tek bir saniyede yutabiliyormuş meğer; bunu anladım. Durdu zaman, geriye sadece o ruhsuz tıkırtı kaldı.
Ve diyerek devam etti sözlerine gözleri dolarak... Evlilik arifesindeki o boynu bükük kalan erkek kardeşinin kayınpederi, cenaze günü ortalık sakinleşince gelmiş yanlarına. Herkesi gözyaşlarına boğan o rüyayı anlatmış sarsıla sarsıla: "Haber gelmeden hemen önce, uykuya dalmıştım. Rüyamda babanızı gördüm. Yüzüme baktı ve 'Sen bana kızını emanet etmiştin.Şimdi de ben sana oğlumu emanet ediyorum, demiş.."
Öylece kalakaldım, boğazım düğümlendi. Gitmek zorunda kalan bir baba, son nefesinde bile gökyüzünden bir kanat germişti evladının üzerine. Ölüm bile susturamamıştı arkada kalanını sakınan o babanın kalbini..
vesselam.