Bozkırkurdu aslında çift kişilikli olduğuna inanan, sıradan hayat meşgalelerinden uzak durmaya çalışan, bir yerde de buna özlem duyan Harry Haller baş kahramanının hayatından bir kesiti anlatıyor bize. Kitap önce ev sahibinin yeğeninin baş kahramanımızı bize tanıtmasıyla başlıyor. Sonrasında ise anlatıcı Harry Haller oluveriyor. Olaylar da bu noktadan sonra başlıyordu.
Benim için okuması zor bir kitap oldu. Bu dili ile ilgili değil tamamen muhtevasının her insana dokunan cinsten bir yanı olmasındandı. Bozkırkurdu Baş kahramanımızın yaşadığı gelgitler hepimizin hayatının bir döneminde yaşadıkları ile benzerdi. Hesse bunu çok açık yüreklilikle anlatmıştı. Kitabın sonuna geldiğimizde Harry Haller'in yalnız olmadığını, bozkırkurtlarının çokça olduğunu; kitabın her satırı, benliğimizden bazı izler taşıdığını bize kanıtlar nitelikteydi.
Harry Haller ne hakkıyla yaşayabilmişti ne de hakkıyla ölebilmiş...