İhtiyacım kalmayacak insanlığıma, zihnim sona erdiğinde.. Bir ülkeden çıkmadan sınıra yakın yerlerden ülke parasından kurtulmak için gereksiz eşyalar satın almak gibi. Eskileri fakire vermek gibi. Ben de içimde kalan son insani duyguları, davranışları dağıtıyordum sağa sola.
Şeytan ile Tanrı’nın tam ortasında!
Ne yakın, ne uzak.
İyilik ile kötülüğün kesiştiği bir nokta yoktur.
Yan yana dururlar birbirlerine dokunmadan.
Ve dokunmadıkları yerde ben varım. Ne iyiyim, ne kötü.
Ne kutsalım, ne şeytanî. İkisine de değmeden oturuyorum. Onlar yokmuş gibi yaşıyorum. Komşularımı hiç sevmedim zaten hiçbir zaman. Onlarla da ilgilenmiyorum. Bazen çocuklarının topları kaçıyor benim boşluğuma. Gelip konuşuyorlar benimle, değişip değişmediğimi görmek için. Anlıyorlar ki hâlâ çamurum. Hâlâ sıcağım, soğuyup insan olmamışım. Çünkü bedenimden akan kan sıcak tutuyor içimdeki toprağı…
Ama onlar da alışmıştır artık. Onlar da sıkılmıştır pişman olmaktan benim yaratıldığıma.