+ "İnsanın cesareti kırılıyor," dedi Nataşa. " Düş kırıklıklarını alışırım sanıyorsunuz. Ama bu doğru değil. O kırıklıklar her seferinde daha fazla acı veriyor. O kadar acı veriyor ki, insan korkuyor. Sanki her seferinde biraz daha yanıp kavruluyorsunuz. Ve her seferinde o yaralar daha yavaş iyileşiyor." Başını elleri arasına aldı. "Ben artık yanıp kavrulmak istemiyorum."
- "Bunu nasıl yapacaksın?" diye sordum. "Manastıra kapanarak mı?"
+ Sabırsız bir hareket yaptı. "İnsan kendinden kaçamaz ki?"
"Kendini asmış," dedi. "Öleli birkaç gün olmalıymış. Kendi odasında. Avizeye asılıymış. Her tarafta ışıklar yanık vaziyetteymiş; avize de. Belki de karanlıkta ölmek istemedi. Bu işi gece yapmış olmalı."
- "Karanlıkta sigaranın tadı olmuyor," dedi Kahn. "Hani karanlıkta acıyı da hissetmesek ne iyi olurdu.."
+Ne kadar korkarsan, o kadar çok hissedersin. Kimden korkar insan?
-Kendinden.
Bizim durumumuzda kendimize en iyi sıfatları yakıştırmalıyız. Ruhunun derinliklerine indin mi, karşına kirli suyu süzüp kanala akıtan bir elek çıkacaktır nasılsa