“Dert ne ki… Geçer bir şekilde,mesele yaşamak…”
“İnsanın babası ölünce yetişkin oluyor.”
“Neden mutlu aşk yoktur diye mırıldanıp durdum ki bütün gece,mutlu etmeyecekse aşk neden var?”
“Yaşam akıyor da benim yaşamım nereye akıyor.”
“Dışardan göründüğü gibi değil yani insan. Herkesin içinde başka bir alem var.”
“Sevgisizlik insanı yaşatmayabilir ama sevgi gerçekten yaşatır mı,bilmiyorum.”
“Öldüğünden beri annemi çok sevdiğini söylüyor. Madem çok seviyordun yaşarken niye kan kusturdun.”
“Bıraktım hayatın ucunu…suya düşen yaprak misali…su nereye götürürse oraya. Son durak burası…kıytırık bir pansiyon köşesi.”
Geldik üçlemenin son kitabına #kapakkızı #yeşilperigecesi ve #osman . Her biri ayrı güzel,her biri ayrı hüzünlüydü. En çok Şebnem’i sevmiş üzülmüştüm ama Osman dağıttı beni. Kitabın ilk sayfası beni büyük bir acı ile karşıladı. Beklemediğim yerden vurdu diyebilirim. Diğer kitaplarda bilmeden anlamadan çok kızdığım Osman bu kitabın her satırında ah be Osman dedirtti bana. Yazarın anlatımı,olay örgüsü,karakterleri bütünleştirmesi her anlarını yaşayarak hissederek okumaya teşvik ediyor. Osman’ın düşüşü,yıkılışı,bitişi hüsranla okunuyor. Kitabın arka kapağında “her şey olmak isterken hiç bir şey olamayan,gün gün,adım adım hem servetini hem kendini tüketen bir adamın hikayesi” yazıyor. Bu cümle tüm kitabın özeti gibi.Öyle zor öyle ağır geldi ki yaşadıkları,hissettikleri,beklentileri,aldığı darbeler ve en çok da yalnızlığı,kimsesizliği… Sanki hayatımdan birinin hayatının bitişini izler gibi okudum. Üç kitap,bir çok hayatın kesişimi,birbirinden mükemmel üç eser. Sevgisizlikten doğan yanlışlar ve biten hayatlar… Şiddetle tavsiyemdir. OsmanAyfer TunçMesude Yusufoğlu
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma