Meğer ki dünyanın en kıt nimeti olsun; ve bir tek insan onunla şöyle İyice karnını doyurmak istedi mi etrafındakiler mutlak surette aç kalsınlar. Ben bu kadar kendi zıttı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim.
Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hülâsa onun harareti ile ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamağa ve düşünmeğe alışır.
Saatler de böyledir .Sahiplerinin mizaçlarındaki ağırlığa, canı tezliğe, evlilik hayatlarına ve siyasi akidelerine göre yürüyüşlerini ister istemez değiştirirler.
On altı öykü . Hepsi birbirinden güzel. Sade bir dil. Akıcı hikayeler. Her birinin bir derdi var. Yazar bu dertleri bildiğimiz gibi anlatmamış. Farklı kelimeler, cümleler kullanmış. Alışılmışın dışında. Zekice kurgulanmış, etkileyici . Sığırcıklar ve Utanç beni benden aldı diyebilirim. Tanıştığıma çok memnun olduğum bir yazar oldu Kadire Bozkurt. Yazarın kalemi daim olsun