Ağır bir yaşam süren insanlardı onlar, ne yaşlandıklan, ne hastalandıkları, ne de öldükleri görülen, vakti gelince yavaş yavaş ortadan silinen, anılara, başka bir çağdan kalan sislere dönüşen, sonunda unutuşun içinde eriyip giden.
Kocasının adımlarının yavaş yavaş dengesizleştiğini, ruhsal durumunun ani değişikliklerini, bellek boşluklarını, son zamanlarda uykuda hıçkırma alışkanlığını yavaş yavaş keşfetti, ama onları son soluğun kaçınılmaz belirtileriyle değil, çocukluğa mutlu bir geri dönüşle özdeşleştiriyordu. Bu yüzden, güç bir yaşlı gibi değil, yaşlı bir çocuk gibi davranıyordu ona; bu aldanış ikisi için de Tanrı'nın bir lütfuydu, çünkü onlan acıma duygusundan kurtarmıştı.