Çocukların zayıf yüzleri, ince boyunları, kesilmemiş kumral saçları, babalarının ceketlerinden ve pantolonlarından düzeltilmiş yamalı giysileri son derece çocukça şeylerdi. Birkaç kişi, kolordu komutanının da bir zamanlar oynadığı geleneksel bir çocuk oyunu oynuyor, gözlerini kısıp, nişan alarak beş kapiklik madeni paraları küçük bir çukura doğru atıyorlardı. Diğerleri oyuna bakıyordu, ancak bakışları çocukça değil, endişeli ve kederliydi.
Novikov’u gördükler ve uyumakta olan asker amcalarına baktılar, anlaşılan bir komutan geçerken oyun oynayabilir miyiz, oturmaya devam edebilir miyiz, diye ona sormak istiyorlardı.
“Devam edin, devam edin yiğitler,” dedi Novikov yumuşacık bas bir sesle ve o tarafa doğru el sallayıp geçti.
Öylesine iliklerine işleyen, öylesine şiddetli bir acıma duygusuna kapılmıştı ki, bu duygunun gücünden serseme döndü. Bu iri gözlü, zayıf çocuk yüzleri, bu yamalı köylü giysileri birdenbire gerçekten de şaşırtıcı bir açıklıkla bunlar çocuk aslında, çocuk diyordu… Orduda ise çocukça, insanca şeyler miğferin altında, askerin duruşunda, çizmelerinin gıcırtısında, üzerinde çalışılmış hareketlerde ve sözlerde saklıdır… Oysa burada(Stalingrad Savaşı’nın ağır dönemleri) her şey apaçık ortada.
Eve uğradı. Garip şey, karmaşık ve kaygı uyandırıcı bugünkü düşünceler ve izlenimler arasında en endişe verici görünen bu acemi askerlerle karşılaşması olmuştu.
“Taze kuvvet” diye içinden yineliyordu Novikov, “taze kuvvet, taze kuvvet.”
Bütün askerlik yaşamı boyunca araç gereç ve mühimmat kaybı, işlerin zamanında yapılmaması, arabalar, motorlar, yakıt yüzünden komutanlık karşısında duyulan korkuyu tanımıştı. Komutanların askeri eylemlerde büyük ölçüde taze kuvvet kaybı olması yüzünden ciddi şekilde sinirlendiklerine tanık olmuyordu. Üstelik zaman zaman komutan,