Kötümser olduğum zamanlarda sanatın anlamını bile sorgular olmuştum. Kimin içindi? Tanrı'yı mı tasvir ediyorduk? Kendi kendimize mi konuşuyorduk? Nihai amacımız neydi? İşlerimizi Modern, Met ya da Louvre gibi bir sanat sirkinde kafese koymak mıydı?
Büyü ve din arasındaki savaşta kazanan taraf hep büyü müdür? Belki de rahiple büyücü bir zamanlar aynı kişiydi; fakat rahip, Tanrı'nın huzurunda tevazuyu öğrenince büyüyü bırakıp duaya sarıldı.