Ne durumda olursa olsun önemi yoktu. Hatta onu tekerlekli iskemlesinde gezdirmek, yıkamak, yedirmek, onunla ilgilenmek, günahımı bağışlatmak için en iyi yoldu. Benim sevgim gerçek olsaydı, gerçekten olsaydı, gerçekten çok büyük olsaydı, onun ölümü için dua ederdim.
Onunla konuşurken gözümün önüne bir sahne geliyordu: Dört ya da beş yaşındaydı. Bahçede en sevdiği bebeğinin elinden tutarak dolaşıyor, ona hep bir şeyler anlatıyordu. Ben mutfaktaydım, sesini duymuyordum. Arada bir gülüşü geliyordu kulağıma, güçlü, neşeli bir gülüş. Bir kez olsun mutlu olduysa diyordum o zaman gene olabilir. Onun yeniden doğmasını sağlamak için o noktadan, o küçük kızdan çıkmalıydım yola.
Zihin, sözcüklerin hapishanesidir, bir ritim varsa bu sözcüklerin düzensiz ritmidir; oysa yürek nefes alır, organlar arasında bir tek o atar ve bu atması onun daha büyük şeylerin atmalarıyla uyum sağlamasına neden olur.