Uly

Ölüm, aşk gibi konuşulmaması gereken bir konuydu. Bana Argo'nun öldüğünü söyleseler bin kez daha iyi olmaz mıydı? Babam beni kucağına alıp şöyle diyebilirdi: "Onu öldürdüm, çünkü hastaydı ve çok acı çekiyordu. Şimdi olduğu yerde çok daha mutlu." Elbette daha çok ağlardım, umutsuzluğa kapılırdım, aylar boyunca gömülü olduğu yere giderdim, toprağa oturup onunla uzun uzun konuşurdum. Sonra, yavaş yavaş, onu unutmaya başlardım.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Akşam annemle babama zorunlu iyi geceler öpücüğü verirken, bütün cesaretimi toplayıp babama sordum: "Argo nerede?" "Argo," diye yanıtladı beni gözlerini gazetesinden ayırmadan, "Argo gitti." "Peki, neden?" diye sordum. "Çünkü senin şımarıklıklarından bıkmıştı." Düşüncesizlik mi? Yüzeysellik mi? Sadizm mi? Neydi bu yanıtta yatan?
Annem tatmin olamadan ve kin dolu öldü, bir kez bile kendinin de bazı kusurları olabileceğini aklına getirmedi.
Ne kara adamdan ne de cadıdan ve kötü kurttan korkardın, ama bütün evrenin bir patlamayla yok olacağı korkusuna kapılırdın.
Ne hazin saçmalıklar! Kendi kültürünün köklerini yitirenler, şimdinin kararsızlığını ve gri rengini önceki yaşamlarla açıklamaya çalışıyorlar.