İnsanlar ne sanıyorlar ki 'düzen'i
-kendi dar, çarpık açılarından bakarak:
Sabah akşam, gidiş gelişlerini 'düzenleyen'
bir 'seyrüsefer nizamnamesi' mi?!
-oysa, asıl düzen, düzensizlikten çıkarak düzene ulaşmağa çabalayan bir düzenleme uğraşısında bulunabilir ancak.
Uygar kişi acı çeken insandır. Ama 'üzüntü' değildir bu; bir 'vah vah' değil. Dünyanın temelden bozuk olduğu duygusu gelir uygar kişiye zaman zaman--o zaman acı çeker. Üzüntüden çok da kızgınlıktır duyduğu.
Ama ,yine zaman zaman, birden, hiç beklemediği bir anda, dünyanın temelden yerli yerinde, düzenli, tam olduğu duygusunu duyar; o zaman da, tam tersine, mutlu olur; içten, derinden... Mükemmelin ne olduğunu anlar o zaman.
Böylece çelişmelerle dolu insandır uygar kişi.
Yaşamın belirsizlikleri acı verir bize; ama, bunları, yaşamanın daha belirlenebilecek -hem de, bizim belirleyeceğimiz- yanları olarak görüp, bunlardan mutlu bile olabiliriz.