Azınlıkların ayrımcılığa ve baskıya maruz kaldıkları bir toplumda her şey çürür ve bozulur. Kavramların içi boşalır, anlamlarını yitirirler. hala seçimlerden tartışmalardan akademik özgürlüklerden veya hukuk devletinden söz etmek aldatıcı bir istismara dönüşür. İnsanlar etnik veya dinsel aidiyetlerine gönderme yapmaksızın yurttaşlık haklarını kullanamaz hale geldiklerinde, ulus bütünüyle barbarlık yoluna girmiş demektir.
Bir insan yaşama isteğini kaybederse ona yeniden umut vermek yakınlarına düşer. Başkasını ve kendini yok etme arzusu büyük insan topluluklarını istila ettiğinde ise derman bulmak; bizlere çağdaşlarına,diğer insanlara düşer. Bunu öteki ile dayanışma duygusu içinde yapmasak bile en azından hayatta kalma arzusu ile yapmalıyız.
Çünkü çağımızda umutsuzluk; denizleri, duvarları, somut veya zihinsel sınırları aşarak yayılıyor ve önüne set çekmek kolay değil.
Cezayir üzerinden sömürgeciliğin mantığını ve ne kadar kötü sonuçlar doğurduğunu anlatan ve sömürgecilikle mücadeleyi teşvik eden vicdani ve okunmaya değer bir eser.