Geçmişi yanlış değerlendiriyorum, ve böyle yanılmış olamam.
Ne yani! Seçtiğim hedef akla uygun değil miydi? Ne yani! On yıldır yanlış bir yol mu izliyorum? Ne yani! Mimarın tüm umutlarını bağladığı eserinin, imkânsız olmasa da kutsallığa saygısızlık olduğunu kanıtlamak için bir saat yeter miydi?
Aklımı kaçırmama yol açacak bu düşünceyi sindiremem. Şu anki akıl yürütmelerimde eksik olan, bu geçmişi ufkun diğer yanında yeniden gördüğüm için geçmişin doğru değerlendirilmesi. Yaşam sürecinde ileri gidildikçe, geçmiş, önünden geçilen manzaralar gibi uzaklaşarak siliniyor. Ben de rüyasında yaralandığını gören, baktığı ve hissettiği yaraları nerede aldığını bilmeyenler gibiyim.
Hadi bakalım, yeniden doğan adam; hadi bakalım, kaçık zengin, uyanan uykucu; her şeye kadir hayalci, alt edilemez milyoner, bir an için o sefil ve aç yaşamın lanetli bakış açısıyla düşün; kaderin seni ittiği, felaketin seni sürüklediği, umutsuzluğun içini kapladığı o yollardan bir daha geç; şu an Monte Cristo'nun Dantès'e baktığı o aynanın camlarında bol bol elmas, altın ve mutluluk ışıldıyor, elmaslarını sakla, o altınları çamura at, o ışıltıları gölgele; zenginken fakirliği, özgürken mahkûmiyeti yeniden yaşa; yeniden canlanmışken cesedi aramaya başla.