June Bootids
Gökyüzünü izlerken tevafuk meteor yağmurunu gördüm, Araştırdım “Haziran Bootid" meteor yağmurunun zirve yaptığı dönemdeymişiz. Saatte 50-100 arası geçiyormuş ki gerçekten de geçiyor :) İmkanı olan kaçırmasın ☄️💫
yalnızım. hastayım, sigara boğazımı tahriş ederken yedinci kattan atlayasım var. atlayıp dünyayı orta yerinden delesim var. meteor olup üzerinize sıçasım var. on iki maymun çetesi peşimdeyken, bu gece çok pis ölesim var.
Reklam
Dünya adeta insana sürgün yeri. Bazen o kadar sıkılıyorum ki, Bana bir meteor çarpsa da ölsem diyorum.
Herif gelmiş bana 'köpeğini ve kedilerini at, yoksa ya belediyeye aldırırım, ya da zehirlerim' dedi. Tabii sonra kaçtı ve dün akşamdan beri ortada yok. Yiğidim seni nebula'nın sınırlarında gezdirip, asteroit'ten, meteor'a vururum. Sana efsane supernovalar yaşatırım! Ruhunda karadelik açarım!!
1000Kitap
Siz dünyanın kahrını çekerken rastgele denk geldiğim meteor taşına oturmuş keyfime bakarken herkese selamlar. Bu fotoğrafımı da dibimde "seni babama söylüyeceğim" diye mızmızlanan yeni yetme bir çocuk çekti. Prompt : A breathtaking wide-angle shot, reminiscent of a 35mm photograph with a touch of surrealism, captures a lone figure perched on a craggy, precipitous rock face, the camera positioned at a medium angle to emphasize the vastness of the cosmic backdrop; the figure, with uploaded face as reference, is casually reclined against a towering rock formation, their legs extended towards the edge, clad in light-wash denim jeans and white shoes, a simple grey t-shirt completing the ensemble, their gaze directed towards the celestial panorama; the environment is a stark juxtaposition of terrestrial and extraterrestrial elements, with the rough, grey-toned rocks, dotted with sparse clusters of tiny pink wildflowers, sharply contrasting the smooth, curving horizon of Earth, a vibrant blue and white marble suspended in the inky blackness of space; the lighting is dramatic and otherworldly, with a bright, diffuse light source emanating from the upper left, casting long, soft shadows across the rock face and illuminating the Earth's atmosphere, while three dark, spherical objects punctuate the sky, adding depth and mystery to the scene; the overall atmosphere is one of serene contemplation and awe-inspiring wonder, the color palette dominated by cool blues, greys, and whites, with subtle pops of pink and the warm tones of the Earth's surface, creating a visually stunning and emotionally resonant composition, reminiscent of a cinematic masterpiece rendered in 8k resolution. 2:3r A breathtaking wide-angle shot, reminiscent of a 35mm photograph with a touch of surrealism,
HALIKIŞLAK İLKOKULU 23 NİSAN merasimi ÖLÜRÜM TÜRKİYEM -KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz
Reklam
Reklam