Bir yargıcın ilgisizliği ile bir sanığın üzüntüleri arasındaki
çelişki, ne kadar da çok acımasızdır! Bir yanda
duyarsız bir yargıcın rahatlığı ve mutluluğu, öte yanda bir
mahpusun göz yaşları, bitkinliği, solup gitmişliği.
Hapsetmek (tutuklamak), kuşkusuz, suçluluk hükmü
kuruluncaya dek bir yurttaş için basit bir koruma/güvenlik
önlemidir.
Bu önlem, özünde cezalandırıcı nitelikte bulunduğu
için, olabildiğince kısa sürmelidir ve elden geldiğince de
daha az katı, yani yumuşak olmalıdır.
Herkesin hakları ve güvenliği ne denli kutsal ve dokunulmaz kılınmışsa ve hükümdar uyruklarına ne denli geniş bir özgürlük alanı sağlayabilmişse cezalar da o denli haklı ve adil olur
işkencenin
doğurduğu sonuç, her insanda onun vücut yapısının
sağlam, güçlü ve duyarlı olup olmadığına göre oranı
değişen bir yaradılış ve hesap işi olmaktadır.