• Kalbime, allegrodaki bir metronom gibi hızla atmamasını söyledim ama işbirliği yapmıyordu.
  • Kalbime, allegrodaki bir metronom gibi hızla atmamasını söyledim ama işbirliği yapmıyordu.
  • 148 syf.
    ·1 günde
    30 Aralık 2019 Pazartesi
    14:04

    Güngör Dilmen ismi daima edebiyat kitaplarında karşıma çıkan bir isimdi. Özellikle Canlı Maymun Lokantası kimin diye sorduklarında Güngör Dilmen diye cevap verirdik. Geç kalınmış bir okuma süreci olsa da bu son aylarda tam 8 tane Güngör Dilmen kitabını okudum. 20 Aralık - 20 Ocak arası devam edecek olan bir etkinlikle de birkaç arkadaşımızı daha katıp yazarı daha çok okutmaya çalıştım. Katılan herkese tekrar teşekkür ederim.
    #56846731 Elimde iki tane daha kitabı var (Midas Üçlemesi, Aşkımız Aksarayın En Büyük Yangını) sonra kalan kitaplarını temin edene kadar sona erecek okumalarım.

    Daha önce
    Toplu Oyunlar 5 #52107732
    Kurban
    #56241535
    Canlı Maymun Lokantası
    #56119884
    Oyunlarını inceledim bu kitabı incelemekten ziyade değineceğim arta kalan kısımlar kişisel rahatsızlıklarımı dile getirmekten ibaret olacak.

    Yerli tiyatro yazarlarımız sessiz sedasız bir hayat belirli bir azınlığın elinde dolaşan bir kadere mahkum ülkemizde bunun sebebi ise sanat ve edebiyata verdiğimiz önemin azlığı daha doğrusu yokluğundan kaynaklanıyor.

    Eğitim sisteminin içinde tiyatro metni okuma okutma diye bir şey yok maalesef, daha öykü ve romanı okuyamaz halde olan insanlarımız tiyatronun varlığını tamamen unutuyor. Halbuki bizim sanat edebiyata önem veren ve gerçek anlamda donanımlı bireyler yetiştiren Köy Enstitülerimiz vardı birkaç siyasinin aptallığı yüzünden ülkenin çalınan devrimi Köy Enstitülerimiz'den Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde eğitimi verilen bazı müzik aletleri şöyleydi:

    Mandolin
    Keman
    Bağlama
    Akordeon
    Piyano
    Metronom
    Amplifikatör
    ..

    Ve son yılında oynanan bazı tiyatro oyunları şöyledir;

    Anton Çehov: Teklif

    Moliére; Zoraki Tabip, Kibarlık Budalası

    Sophokles; Kral Oedipus

    Gogol; Müfettiş

    Shakespeare; Bir Yaz Gecesi

    Benim için Köy Enstitüleri; Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç kırmızı çizgidir bu ülke için yapılan en büyük "Aydınlanma Hareketi''nin mihenk taşlarıdır ve aynı zamanda bu ülkede en fazla ihanet edilen insanların başında gelirler.

    1940 yılında başlayan ve evrensel bir oluşum olan köy enstitüleri üzerine onlarca ülkeden araştırma heyetleri yollanmış ve mercek altına alınmıştır.

    Biz ise haince onları kapattık, kapattık da ne oldu? Vitrin edebiyatına tâbi bir nesil yetiştirdik, her sene eğitim sistemi değişen rezil bir vaziyete büründük. İçerikleri boş, etkinlikleri saçma müfredat programı ile bomboş, cahil nesiler yetiştirmeye başladık. Bazı bölgelerde Ortaokul öğrencileri okuma yazmayı dahi bilemez duruma gelmiş, öğretmenler baş edemeyeceği kadar sorumluluklar ve geçim mücadelesi ile baş başa bırakılmıştır.

    Katlanarak ilerleyen edebiyata ve sanata olan uzaklığımız yüzünden mutsuz, hayattan zevk alamayan sosyal medya bağımlısı, kişiliği oturmamış, sosyal ilişkilerde başarısız ve öz güveni düşük bireyler mezun ediyoruz.

    70 yıl önce okunan ve okutulan klasikler ve verilen dil eğitimi seviyesi ile günümüzde var olan durum arasında gerçekten büyük bir uçurum var. Biz hala Hasan Ali Yücel'in klasikler dizisini okuyor ve hâlâ en çok Köy Enstitüleri mezunlarının eserlerine güveniyoruz.

    Geçenlerde Devlet Tiyatrolari ile ilgili bir paylaşım yapmıştım, altına bir arkadaşımız (Denetimli Tiyatro: Devlet Tiyatrosu) cevabını yazmıştı, evet sanat ve edebiyat bu ülkede daima siyasi bir kuşatma altında belki de hep öyle kalacaktır ama ben Devlet Tiyatroları yönetmenlerinin bazılarının hayatlarını araştıran her şeye rağmen sanata tutunmak için ellerinden geleni yapan insanlara da şahit oldum. Devlet Tiyatroları maddi durumu iyi olmayan insanların bir oyun seyredebilmesi için en iyi seçenektir ben öğrencilik hayatımda Denizli Hasan Kasapoğlu Devet Tiyatrosunda tanıdım sahne sanatlarını, hayatımda ilk kez orada gittim tiyaroya. Sonra bir yıl kadar Ankara Kızılay'da yaşadım yürüme mesafesinde olan Ziraat, Akün ve Şinasi sahneleri ile haftada en az iki kez tiyatroya gidiyordum. Şimdi de Gaziantep ilinde yaşıyorum burada da Onat Kutlar Devlet Tiyatrosu var elimden geldiğince sezon oyunlarına gitmeye çalışıyorum. Ben bu sahnelerde sevdim tiyaroyu bu sahnelerde: Yeraltından Notlar, Kurban, Töre, Kontrabas, Rumuz Goncagül, Moby Dick, Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe, Hürrem Sultan, Felatun Bey ile Rakım Efendi, Tolstoy ve Anna, Satranç... Ve daha nice eserleri bu sahnelerde izledim. Devlet Tiyatroları oyuncuları az bir para ile hayatlarını devam ettirmekte sözde aydın olan topluluklarımızın her oyununun bileti 100 liraya yakın oluyor burjuva sınıfına seslenen bir aydın kesimini reddediyorum özel tiyatroları çok nadir tercih ediyorum bu ekonomik şartlarda benim verecek bu kadar param yok ki olsaydı da nadir gideceğimi düşünüyorum. Mevcut iktidarın yanlış ekonomi politikalari yüzünden aşırı pahalı yaşama direnmeye çalışan insanların bir sanat kaygısı taşıması için hamurunda her şeye rağmen sanat ve edebiyat mayasını taşıması gerekir bu durum bizim ülkemizde hiçbir zaman gerçekleşmeyecek sanatı takip eden ve temsil eden kesim daima orta ve üst sınıf olacak bir iki odalı eve ben maaşımın yüzde 35'ini kira parası olarak verirken, soğanın sarımsağın girmediği evleri binaları görüyorken aydın sanatını tercih etmemeye devam edeceğim, bütün masrafları kısıp minimalist bir hayat sürmeme rağmen kitaplarımın yarısını alamıyorken, kütüphane kütüphane dolaşıp, yüzlerce e kitap okuyorken ben halkçıyım, ben aydınım diye geçinen ama ücretinden de ödün vermeyen tüm halkçı yazar ve sanatçıların performanslarına gitmeyi reddediyorum. Her kötü koşula rağmen unutulan edebiyat ve sanata kavuşmaya çabalıyorum.

    Edebiyata ve sanata yönelim insan hayatında bir gereklilik olması gerekirken bizim ülkemizde bir hobi ya da bir boş zaman faaliyeti olarak vücut buluyor benim için bir gereklilik hem sahnede olsun hem yazılı metni okumak olsun hayatımda uzun zamandır olan ve olacak bir alandır tiyaro..

    Güngör Dilmen bu ülke tiyarosuna uzun yıllar hizmet etmiş değerli bir tiyatro yazarı İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji Bölümünü bitirdi, Tel Aviv ve Atina'ya tiyatro alanında araştırmalar yapmak için gitti. Yale ve Washington Üniversitelerinde tiyatro eğitimi gördükten sonra Türkiye'ye dönüp İstanbul Şehir Tiyatrosunda, İstanbul Radyosunda, Anadolu Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyaro bölümünde olmak üzere değişik ama sürekli tiyatro üzerinde görevler üstlendi. Genç dramatugları yetiştiren bir öğretmen oldu.

    Eserlerinde tarih ve mitolojiyi başarılı bir şekilde kullanarak günümüze uyarladı.
    Bu kitabında da iki oyunu yer alıyor. Deli Dumrul oyununu az çok biliriz Dede Korkut Hikayelerinden Azrail ile olan sürtüşmesinden sonra kendi canının yerine can bulmaya çalışan Deli Dumrul ne en yakındaki adamından ne de Anne Babasından dilediği canı alabilecektir.

    İkinci oyun Akad'ın Yayı;

    Oyundaki tanrıça adına tahsis edilen yay'ın insanın eline geçince evrensel bir güce dönüştüğünü ve İnsan aklının bu gücü hangi yönde kullanacağını sorgulayan bir oyun. Akad ise yayı kullanıp kötülük ve şiddet getirmek yerine sevgi ve barış getirsin diye kullanmadan sırtında taşımış kötü emellerine alet etmesin diye tanrıçasına geri vermekten vazgeçiyor, babasının ve çevresinin şiddete dayalı önerilerine kulak asmadan barışçıl bir yol haritası çiziyor. Onlar onu dışlayıp dağda Haydut arkadaşı Yatpan'ın yanına sürdüler o elindeki muazzam yay ile susuz kalmasınlar diye dağları delip su getirmeye çalıştı. Akad insanın kendi başına, tanrısız yalnızca kendi iradesiyle başa çıkması gereken bir çağın öncüsüdür. İnsanlığın başına gelen tüm felaketlerin iyi yerine kötüyü tercih eden bazı yöneticilerin elinden geldiğinin habercisidir Akad, elindeki bilimsel gelişmeleri evrensel güzellik için değil de kitle imha silahlarının geliştirilmesine, sınır güvenliği için yüksek savunma sistemleri yatırımına ayıran kutuplaşmış dünya düzenin habercisidir Akad...

    Babası Kadı Danyal onu yakıp yıkıp kahramanlık yapması için dolduruşa getirirken düşmanına yardım etmeyi seçen bir Akad'ı konuşuyoruz;

    "DANYAL : Anlayamıyorum seni. Hem kaç gündür yemek yediğini görmedim, oruç mu tutuyorsun? Sofu mu oldun?
    AKAD : Hitit ülkesinde kıtlık var.
    DANYAL : Sana ne Hitit ülkesindeki kıtlıktan?
    AKAD : Onların çektiği açlığı bir ölçü ben de duymak istiyorum.
    DANYAL : Zorun ne çocuk? Hititler bizim düşmanımızdır. Açlık kıtlık ülkelerini kasıp kavuruyorsa bizim sevinmemiz gerek. AKAD : Kimse benim düşmanım değil. Açlık denen sarı ejder bizim yurdumuzu da ziyaret edebilir komşularımızın mutsuzluğuna sevinmek nicedir? Yardım etmeliyiz onlara.


    Haydut Yatpan'ı yayın gücü olmadan dağdan indirio halkının önünde özür dilettğinde halk yayla birlikte Akad'ın elde edeceği başarıları, kazanacakları savaşları gözleri dönmüş ve kana susamış bir şekilde dile getirdikleri vakit Akad şöyle cevap verecektir;

    1. YURTTAŞ : Ele geçirdiğimiz fırsatı kullanmayalım mı?
    AKAD : Yarın onların eline geçebilir fırsat dediğiniz .
    I. YURTTAŞ : Gelecekten korkup oturalım mı?
    II. YURTTAŞ : Bu düzen böyle kurulmuş, sen mi değiştireceksin?
    ı. YURTTAŞ: Yay bizim elimizde şimdi
    savaş isteriz , savaş.
    YURTTAŞLAR : Savaş isteriz, savaş
    AKAD : Omuzumda taşıdığım bu yayın size verdiği garip sinsi güven gözünüzü döndürüyor. Ama hiç kimse Akad 'ı bir yıkıcı ordunun başında görmeyecek.
    YURTTAŞ : Sen korkuyorsan yayı bize teslim et .
    YURTTAŞLAR : .Yayı bize teslim et .
    AKAD : Onu kimseye veremem.
    1. YURTTAŞ : Sen kullanmazsan biz kullanırız .
    AKAD : Açılın.yayı vermem dedim.
    DANYAL (bir gayretle): Açılın , açılın diyor Akad
    YURTTAŞ : Zorla alırız biz de.
    AKAD (yayı doğrultur): Öz yurttaşlarıma çekmek zorunda bırakmayın beni?
    1. YURTTAŞ : Yürüyün üstüne, korkmayın, dediğini yapa-maz . Yayı kapalım elinden . Yürüyelim Boğazköy'e .
    YURTTAŞLAR : Mısır'a yürüyelim, yayı kapıp elinden.
    DANYAL : Durun, açılın, Akad dediğini yapar. (Akad yayı gerer yıldırım düşer, öndeki kişiler cansız yere serilir.

    Akad barışçıl tutumunu sürdürmede halkına zarar vermeyi göze alacak kadar kararlıdır.
    Çok akıcı ve bir o kadar düşündürücü metni okumanızı tavsiye ederim, tabi bu eser bu sitede sadece iki okunma oranına sahip ki kitabı siteye ben eklemiştim diğer birkaç kitabı gibi eserlerinden haberi olmayan bizlerin duyarsızlığına rağmen Güngör Dilmen hep var olacak ve eserlerinde evrenselliği çoktan yakalamış bir değerdir.
  • Düzenli, kararlı bir ritim elde etmek amacıyla belirli aralıklarla vuruş sesleri çıkaran bir alettir. 1814 yılında Hollanda’lı Winkel tarafından icat edilmiştir.
    Günümüzde kişisel gelişim ve eğitim alanında (hızlı kitap okuma çalışmalarında) da kullanılmaktadır.
  • Her sayının içinde görünmeyen bir metronom vardır ve bizler saate bakmadan zamanı biliriz.
    Yevgeni İvanoviç Zamyatin
    Sayfa 135 - AYRINTI YAYINLARI