Eser, 1908-1916 tarihi taşıyan 26 mektuptan oluşuyor. Proust uzmanı Jean-Jves Tadié'nin yazarın mektuplarını özümseyen sunuş ve değerlendirmesiyle başlıyor kitap. İçerikteki el yazmaları kitabın yarısına denk gelse de, 'kayıp zamanın izinde sonrası' okunabilecek güzel mektup seçkilerinden biri.
Kayıp Zaman'daki Marcel gibi, sıradan bir konudan duyulan rahatsızlığın belirtilerek, benzetme ve atıflarla mektupların zenginleştiğini görebiliyoruz. Uyku ve çalışma saatleri sırasında Proust'a işkence eden gürültüden, üst kattaki tadilattan duyulan ses, Madame Williams'a dolambaçlı cümlelerle geri dönüyor; doğrudan şikayetin belirtilmemesi gibi bir durum var, hatta şikayet bile olduğu söylenemez. mukaddime, övgü dolu sözler, benzetmeler, nükteler ve son olarak yinelenen hastalığın yazamayacak duruma getirdiğini bildiren bir kibarlıkla sonlanıyor mektuplar. karşı tarafa atılan birer 'zarf' var ama 26 kere anlaşılmayan zarf söz konusu. Üst kat komşusuna mektup göndermek Proust'a özgü bir sanatsallık olmalı, edebiyattan, tarihten, sanattan bahsetmenin vesilesiymiş gibi. Bir insana değil de, sadece bir kulağa anlatma gereksiniminin kimi zaman gerekli olabileceği gibi. Mektuplar ve notlar uzak geçmişin birer iletişim araçlarıydı. Şimdi o seslerle rahatsız olup telefona sarılmak yerine atletle üst kata çıkıp "çocuk uyuyor lütfen biraz sessiz olabilir misiniz?" yalanını söylemeyen de o gürültüye maruz kalmalı... Daimi bir gürültü karşısında duyarsızlaşabilmek -ki bu tv karşısında, kafede, bir meydanda- büyük kazanımlardan biri. Ancak yer bir hane olunca o sesin bir metronom gibi, duraksanmadan hipnotize edici olması gerekiyor. bunun dışında örtük olması amacıyla ara sıra açılan müzik sesinden de rahatsız olmam, bi bilinen vardır.
İsim Proust olunca hangi konuda yazmış olması önemli