Bazen evinizin önünde, bazen bir yolculukta, bazen de gün batımında, güneşin göz kırparak ayrıldığı bir dağda, bazen tek, bazen toplu bir şekilde kümelenir ağaçlar. Tek kümelenen ağaç, ait olmadığı bir yerde olduğu için mi tek kümelenmiştir, yoksa orada durabilecek güce sahip olan tek ağaç olduğu için mi? Bazen de toplu bir şekilde kümelenmek güzeldir; bir ekosistem oluşturursunuz, yapraklarınızın arasını ışıklar yalayıp geçer.Ancak tek gerçek şu ki: Ağaçlar zamanla büyüyor, olgunlaşıyor ve meyve veriyor. Kimi ağaçlar olduğu topraktan besleniyor, sapasağlam oluyor; kimisine olduğu toprak yetersiz geliyor, kuruyor; kimisi ise çölde bitiyor. Gür bir ağacın çürük bir meyvesi, kurumuş bir ağacın dalında kalan son parlak meyvesi, zamanla meyve dalından ayrılıyor, yere düşüyor. Bir zaman sonra kendi kabuğundan çıkıyor; çoğu zaman olduğu gibi toprağa dönüyor, kimi zamansa düştüğü yeri kirletiyor. Ama bir şekilde dalından ayrılıyor.Hangi ağaçta doğarsan doğ, düştüğünde kendi kabuğun seni koruyabilecek mi, yoksa kabuğa ihtiyacın olmadan birinin senin dalından koparıp kabuğunu soymasını mı bekleyeceksin? Düşmeye hazır mısın? Soyulmaya mesela… Ya hem düşüp hem soyulursan, üstüne ezilip pestilin çıkarsa? Peki, ondan sonra ne olacaksın?