bir "insan", bir alıntı ekledi.
20 saat önce · İnceledi

Yıllar evvel (Edmund) Ross’u çamurla bulanmış olan Kansas gazeteleri ve parti liderleri şimdi onun o olayda göstermiş olduğu cesaret ve dürüstlüğü övüp göklere çıkarıyorlardı:

“Senatör Ross’un kararları ve cesareti sayesinde memleket savaştan bile daha büyük bir felaketten kurtulmuştur. Halbuki biz onun manevi bir sürgüne mahkum ettik. Herşeyi silip süpüren bir yobazlık yangınına Ross’u kurban verdik. O ise siyasi bakımdan ölümüne sebep olacağını bile bile, görev bildiği şey yaptı. Bu cesaret isteyen bir şeydi ve Ross bu cesareti gösterdi. Kendi mevki ve itibarının yok olmasını hiçe sayarak vicdanının sesine uydu ve her türlü şahsi çıkarın üstünde bir vatanseverlikle hareket etti...”

Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, John F. Kennedy (Sayfa 103)Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, John F. Kennedy (Sayfa 103)
Gülşen sönmez, bir alıntı ekledi.
18 May 10:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Bulunduğum mevki tam olarak "ekmeği kestim"diyen bireylerin,fırınlarda kuyruk oluşturduğu bir yerdi."

Oh Kaos, Kaan Burak Şen (Sayfa 25)Oh Kaos, Kaan Burak Şen (Sayfa 25)
Ömer Tetik, bir alıntı ekledi.
18 May 06:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Devlet, millet ve ümmet diyen yoktu, sofalarda insanlık, adalet ve şeref yerine; altın, gümüş ve mevki bahisleri yapılıyordu.

Direniş Karatay, Selman Kayabaşı (Sayfa 197)Direniş Karatay, Selman Kayabaşı (Sayfa 197)

Audrey Hepburn
İnsanların öldüğünü gördüm.
Sevenlerin ayrıldığını,her gün tekrar eden zulumü ve açlığı.
Bütün bunlar bana gösterdi ki;hayatta hiçbir şey acı çeken bir insana duyacağımız empatiden önemli değildir.
Ne kariyer,ne servet,ne zeka,ne mevki.
Soylu bir hayat yaşayacaksak,başkalarının acılarına kayıtsız kalamayız.

Rüveyda Hanım, bir alıntı ekledi.
17 May 15:56 · Kitabı okuyor

Bizde politika bir yere geçmek,bir mevki yapmak için yapılıyor.

Baldaki Tuz, Yaşar Kemal (Sayfa 66 - 1961)Baldaki Tuz, Yaşar Kemal (Sayfa 66 - 1961)
Sevgi Sertel, Romantika'yı inceledi.
17 May 15:24 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Gecikmiş kitap yorumuma geçeyim :)
Turgut Özakman “ROMANTİKA” kitabım bitti.

Birçok yerde olumsuz ağır eleştiriler aldığı gibi çok beğenenler de olmuştu. Bu açıdan daha da bir merakla başladım okumaya…
Ben yazar ile ilk kez tanıştım ve kalemini çok sevdim. Hikâye de bir o kadar sardı beni, asla o olumsuz ağır yorumlara katılmıyorum. Başladım ve elimden bırakamadım su gibi akıp gitti …

Ana karakterimiz Doğan Hoca. Üniversitede Öğretim üyesi kendisi. Evli, buzdolabı gibi ruhsuz, aklı sadece para ve mevki de olan bir eşi var, çok ama çok yalnız ve mutsuz. Hocanın 2 kızı var. Küçük kızı Şirin’den dinliyoruz aslında tüm hikayeyi.

Doğan hoca bir gün üniversiteden ayrılır ve küçük bir kırtasiye dükkânı açar kendine ancak iç dünyasında bir sürü çalkantılar ile boğuşur, çünkü bu olay karısının hoşuna gitmez ve kendisini sürekli hor ve aşağı görür. Bir yandan da Üniversiteyi, öğrencilerini ve eğitim hayatını çok özler..

Şirin bir gazetede çalışıyor. Bir gün bir telefon gelir ve Babasının kalp krizi geçirdiğini öğrenir ve hastaneye koşar.

Ailede bir tek babasını önemseyen ona yakın olan Şirindir.
Babasının evdeki kütüphanesinde bir defter bulur. Ancak defterde yazılanlar bir tür şifre ile yazılmıştır. Alfabeyi ve anlamlarını çözmesi günlerini alır ve defterdeki 20 yılı geçkin aşkın kapılarını böylece aralar…
Babası ile öğrencisi Arzu’nun yıllara dayanan aşkı. Kimseyi zarar vermeden sadece ikisinin yaşadığı o inanılmaz duygular ve zorluklar…
Yıllarca görüşmeden sadece telefon görüşmeleri ile yetinmeleri, 5 dakika görüşebilmek için verilen o çaba, aşkın sadece tensel olmadığını da yaşanan bu aşkla görüyoruz…

Kitaptan bir alıntı:
“Aşk doğal afete benzer kızım”… İstemekle gerçekleşmez ki. Kendiliğinden gelir”…

Ben çok severek okudum, kesinlikle tavsiye ediyorum.

Ömer Öztürk, Dönüşüm'ü inceledi.
 16 May 21:43 · 10/10 puan

"Herkes 'sürüye' katıldığından ötürü güven içerisinde, ...sınırları 'iyice' çizilmiş bir yaşam."

Kafka'nın (1920-23) Jonouch'la konuşması


Öncelikle Dönüşüm, sayfa sayısının azlığına, üslubunun görünüşteki yalınlığına karşılık deyim yerindeyse öyle kolay yutulur lokma değil.

Kolay yutulur lokma olmamasına rağmen neden bu kadar çok okunduğuna gelirsek; Ahmet Cemal bu konu da kitabın sayfa sayısının azlığını, kitabın ince olmasından dolayı çok okunuyor denilmesine karşı çıkıyor. Bu çok okunmayı başka bir olgu da aramak gerektiğini bununda eserin 20.yüzyılın başlarında kalema alındığı yıllarda toplumların  artık 'insan' kavramının niteliği konusunda arayışa girmelerinin eserin çok okunmasına neden olduğunu belirtiyor.

Evet katılabilirim ama insanın niteliği bağlamında kitabı okuyan kesim o yıllarda Avrupa toplumları idi. Günümüz de bence çok okunması sayfa sayısının azlığı gibi geliyor insanlar bir oturuşta okuyup bitirebilecekleri eserleri hele ki bir de bu çok okunanlardansa  hemen aradan çıkarma gibi bir  eğilimle okuyorlar.(Başka okunma sebeblerini belirtebilirsiniz.)

Kaldı ki çok okunmasına rağmen bu kadar simgelerin yoğun olduğu ve Kafka'nın eserlerinde oluşturduğu iki dünyayı da

-Günlük yaşam ve
-Doğaüstü kaygının dünyası

dikkate alırsak eğer eser Kafka'ya değilde başka birine aitmiş gibi simgelere takılmadan düz okuyup ilk anlamıyla eseri anlamlandıranlar bu klasiği çok 'basit' görüp 'abartıldığını' bile düşünebiliyor.

Oysa Dönüşüm Ahmet Cemal'inde belirttiği gibi kolay yutulur lokma değil.
Kolay yuttuğunu düşünenler sadece
Günlük yaşam penceresinden bakıp anladıklarını sanabilirler.(ki bu da yanlıştır diyemem.)
Kafka'nın farklı bakış açıları ile 2 kez okunulmasını bazı yazarlar tavsiye ediyorlar. Yoksa sıradan bir uzun hikâye gibi görebilirsiniz.

Öykü 'sürüden' (Toplum) ayrılmaya başlayan
Gregor Samsa'nın böcek metaforu üzerinden :
- Aile yapısı ve
- Toplumsal yapıyı ayrıntılı olarak eleştirmektedir. Bu eleştiriler nesnel bir boyuttadır.

===============Spoiler=================

Gregor Samsa'nın böcek olarak uyanması ile başlayan öykü böcek olarak uyanmasına çok şaşırmayan Gregor'un işe gitmek için kurduğu alarmı duymadığının farkına varması yani insanın toplumsal bakımdan 'kullanım talimatlarına' uymadığını fark etmesiyle bir telaşa kapılması ve işe gidememesi üzerine ailesinin tepkisi ve müdürünün eve gelmesiyle bu 'uyanış' sürecine verilen tepkiler ile devam ediyor ve Gregor'un ölümüyle sonlanıyor.

"Biraz daha uyusam ve bütün bu saçmalıkları unutsam nasıl olur."

Uyuma fikri şüphesiz ki Gregor için bir fiziksel süreç değildir. Çünkü Gregor artık aile ve toplumun baskıcı yapısına karşı 'başkaldırmıştır.'
Gerçek bilinç yerine geldiği için uyumanın ona fayda vermeyeceği gün gibi ortadır zaten Kafka'nın onu yeniden uyutmasını beklemiyoruz.

Müdür bey:" Hiç iş yapılamayacak bir mevsim yoktur, Bay Samsa asla da olmamalıdır."

Onu böcek olarak gören müdürünün kabullenemeyişi ve yüzüne bile bakmadan sırt dönüp gitmesi toplumsal işleyişi aksatan insanların bahanelerinin dinlenmeyeceğini gerek duyulmadığını gösteriyor.

Müdür giderken Gregor'un kız kardeşi evde olsaydı eğer:
"kız kardeşi evin kapısını kapatır ve holde Müdür Bey'in  korkusunu yatıştırırdı." diye düşünmesi bunun nasıl bir yatıştırma olacağını söylememe gerek yok sanırım toplumda belirli bir mevki anlamda üstünlüğü olanların diğer bireylere nasıl baktığını görebiliriz.

Simgelere de göz atmak gerekirse
Gregor'un odasında asılı bulunan

Kadın resmi: Ailesine bakma sorumluluğu ve iş baskısı yüzünden özel hayatının olmamasını yani cinsel bastırılmışlığı gösteriyor o resmi almaya çalıştıklarında karşı konulamaz bir şekilde resmi saklamaya, vermemeye çalışmasıda bastırdığı duygunun ne denli güçlü olduğunu gösteriyor bize.

Merdiven: İçinde bulunduğu durumdan kurtulmanın zorluğunu labirent şeklinde belirtilmiş.

Ve 4 5 kez 'pencere' vurgusu yapılmış bu da hapsedilmişliği yani özgürlüğü pencere ile simgelemiş. "Pencereden bakmanın iç dünyasında filizlendirdiği özgürlük duygusunu anımsamasıydı." (Can Sayfa 49)

Gregor odasına girdiği zaman karanlık dışarı çıktığı zamansa aydınlık olarak görsteriliyor.
Gregor hayattayken odasının çok karanlık ama öldükten hemen sonra aydınlanması ailenin ve toplumun 'uyanışı' yani başkaldırmayı kabul etmemesini tam tersi şeklinde gösteriyor.

17 yaşında olan 'işsiz' kız kardeşinin ilk başta ona sahip çıkması sonra da evden gönderilmesini istemesi ise kız kardeşinin işe başlaması yani sürüye katılıp toplumun parçası haline gelip sistemin kölesi olduktan sonra evden kovma fikrini benimsemiştir.

"acaba küçükhanım yanımıza gelip çalmak istemezler mi, çünkü bu oda çok rahat?
Baba, sanki kemanı çalan kendisiymiş gibi: Rica ederim memnuniyetle diye karşılık verdi."

Aile yapısı içinde bireyin fikirlerinin önemsenmediğini karar verme kısmının aileye bırakılmasını eleştirmiştir.

Doktor çağırılması ve doktorun geldiğine dair bir bilgi verilmemesi ise hiçkimsenin bu uyanışı anlayamayacağını Gregor'un iç konuşması ile anlıyoruz.


Eklemek istediğim o kadar çok şey var ki kısa tutmak için atladım hep ona rağmen uzun oldu.
Güncelliğini sürekli koruyacak bir eser her okudunduğunda farklı ayrıntılara denk gelinebilir. Kütüphanenizde bulunulmasını tavsiye ederim. Sisifos Söyleni'nden sonra okunması anlaşılması için daha iyi olabilir.

Aziz Can Fener, Palto'yu inceledi.
16 May 18:18 · Kitabı okudu · Beğendi

Daha bugün okulda finalleri verirken arka sırada sıranın bana gelmesini bekliyordum, sınıftaki kız arkadaşa ben bir delinin hatıra defterini verdim o da bana PALTO’yu... sıkıldım başladım okumaya, 20 25 dakikada soluksuz okunabilen harika bir eser daha tatmış oldum. İnsanların mevki makam sahibi olunca BURUNlarından öteyi görememeleri ve aralarında sıkışmış bir insan. Ve günümüzde de aynı hikayedeki insanlar..... okuyun

Büşra Aslan, bir alıntı ekledi.
16 May 12:52

Zaman bir aptallıktan ibaretti; varoluşun tarihi yoktu, hep şimdiydi, hep aynı şeytani makineye kısılıp kalmaktı. Gerçekliği kapatmak için insanoğlunun diktiği bütün o rengarenk perdeler: Tarih, din, görev, mevki; hepsi yanılsamaydı.

Fransız Teğmenin Kadını, John Fowles (Sayfa 216 - Ayrıntı Yayınları)Fransız Teğmenin Kadını, John Fowles (Sayfa 216 - Ayrıntı Yayınları)