• " ...insan için mevki, servet ve şöhret gaye değildir; gaye olan saadettir. Saadetin şartı ise, insanın kendi içi ile mutabık (uyumlu) yaşamasıdır. "
  • Çünkü alelade bir insan bile olmadıkları halde kendilerine birde münevver insan payesi verilince ve hayattaki mevki ve itibarlarını kaybetmemek için bu sıfatı akla hayale gelmeyecek hokkabazlıklarla muhafazaya mecbur kalınca, pek tabii olarak dalavereci olacaklar, ahlaksızlaşacaklar ve mütemadiyen birbirlerinin kıymetsizliklerini ortaya vurarak kiymetsizliğin esas olduğu kanaatini uyandıracaklar...
  • İnsanları birbirlerinden ayıracak şey gereksiz bir onurla mevki değildir. Bizi başkalarından ayırt eden şey akıl, erdem ve bilgidir.
  • Mevki hırsı, zenginliği ya da hazları söz konusu olunca, Tanrı’da, tehtidleri de, vaatleri de kimseyi bağlamaz.
  • Kurban bayramı geldi,herkes İbrahim ve İsmail Aleyhisselam kıssalarını anlatıyorken benide düşünceler sardı tabi.. Bu evin birde kadını olmalıydı..
    O nasıl bir kadındı ki "İsmail" gibi babasının tek sözüyle bıçağın altına boynunu koyan,hemde babası tereddüt etsede:
    - "Allah emrettiyse üzülme kes babacığım!" Diyen,küçücük yaşında bu tevekkül abidesi evladı nasıl bir anne büyütmüştü?
    İsmail Aleyhisselamın bebekliğine döndüğümüzde aslında aynı itaati annesi Hacer'inde gösterdiğini idrak ettiğim an,yüreğim eridi!

    Hacer annemiz çölde bebeğiyle onu yalnız bırakan ve arkasını dönüp giden kocasının peşinden seslendi:

    -Ey İbrahim! Bunu senin Rabbin mi istedi?

    Rabbimin emridir bu diye ardına bile bakmadı İbrahim Aleyhisselam.
    Kocası adım adım uzaklaşırken, ikinci bir hitap daha yükseldi Hacer annemizin yüreğinden:

    -Rabbimin emriyse bu,bizi burda asla perişan etmez, git ey İbrahim!

    Ya Rabb, bu nasıl bir teslimiyettir?

    Zemzem suyunun varoluş hikayesi işte bu sözlerin sahibi hanımefendinin Rabbine olan teslimiyeti ve kocasına olan sonsuz itaati ile başlıyordu.

    Hani bizde güya "güçlü" kadın imajı çizmeye çalışıyoruz ya son günlerde..
    İyi bakalım İslam nişanı olan hanımların hayatlarına tek tek..
    Makam ve mevki ile mi yükselmişler yoksa sadece "İtaat etmek" ile mi isimlerini İslam tarihine yazdırmışlar.
    Ya Rab bu nasıl bir vasıf?
    Bu nasıl bir yükseliş?
    Ki, bedenen zayıf ve ruhen naif bir kadın sana itaat ile öylesine kuvvetli oluyor ki sende bu kadınların adını kıyamete kadar tüm müminlere zikrettiriyorsun!
    Değmez mi bu şeref herşeye?

    O öyle teslimiyetli bir hanım oldu ki:
    -Rabbim emrettiyse,benim bebeğimi zayi etmez! Dedi. Ve kabul etti kundaktaki İsmail ile çölde aç susuz kalmayı.
    Sonra,o bebeğin topuklarını vurduğu yerden fışkırdı mübarek zemzem!!

    O ananın büyüttüğü bebek öyle teslimiyetli bir evlat oldu ki:
    -Rabbim emrettiyse,beni zayi etmez! Dedi. Ve kabul etti bir kayanın üzerine başını koyup,babasının onu hakka kurban etmesini.
    Sonra,o evlat için indi ulu melek Cebrail!

    Şimdi silkelenme zamanı değil mi? Rahat bırakın halıları,kilimleri,camları,perdeleri!
    Niye misafirlere iyi görünmek isteyipte,Allah'ın karşısında rezil ediyorsunuz kendinizi!
    Gözyaşları içinde bu kıssaları anlattınız mı kendi İsmail'inize?
    Bu affolunma ayında ziyan ediyorsunuz bu değerli vaktinizi,kırılıp hurda olacak eşyalar için.
    Ama unutuyorsunuz Allah'ın size emanet ettiği ailenizi.
    Kocanızın kalbi kırıksa,çocuklarınız bu kelamları annesinden dinleyemiyorsa,aynı şekilde hanımı sevgisiz kalmışsa;
    En iyi tatil beldesine gidilse,en iri kurban alınsa,en hijyenik(!) Evde yaşansa inanın Allah için bunların hiçbir kıymeti yoktur!

    Kurban bayramı dolaplarımıza eti değil,kalbimize İTAATİ sokmalı!

    Bakın bıçağın altına boynunu koyan hayvanlara tevekkül ile.. Aynı şeyi biz yapabiliyor muyuz?
    Üstelik bizden canımızı isteyende yok..
    Allah'ın emirlerine itaat etmek ailemizin kalbini alıp,başımıza ne gelirse gelsin tevekkül etmek..
    Bizden tek istenen bu!
    Vallahi bizi ne çölün ortasında bırakıp giden var,ne gel senin boynunu keseceğim diyen var!
    Biz daha ufacık şeylere katlanamazken Allah aşkına hangi Allah'a iman ediyoruz?
    Onların Rabbi birşey emrettiyse kulunu zayi etmezdi,peki biz neden aynı şekilde güvenemiyoruz Rabbimize?
    Haşa,çok acı ama tek sorun budur.. Biz güvenemiyoruz Rabbimize!
    Güya kendimize göre önlemler alıyoruzda ziyan ediyoruz şu ömrümüzü..
    Velhasıl;
    Evlatlarınızın İsmail,Hacer olmasını istiyorsanız nefsinizi unutun ve bu işten Allah'ın ne kadar razı olacağını düşünün..
    Bir defacıkta kocanız mutlu olsun diye itaat edip:
    -Tamam senin annenlere önce gidelim deyin..
    -Hadi tamam sen nasıl diyorsan öyle olsun deyin,alttan alttan ince bir tebessümle..
    Hanımızın gözlerine bakın:
    -Sen gençliğinde böyle güzel değildin deyin,
    -İyki evimin senin gibi bir hanımı var ki,başka evler çamaşır suyu kokarken sen bizim evimizi Rasullerin kıssalarıyla temizliyorsun deyin..
    Eşlerinizi tebrik edin,kıymetlerini bilin.
    İnanın bu tavrı gören evlatlarda itaatkar olacaklar. Birbirine affen "çemkiren" hiçbir anne babanin evladı,ilerde ne ebeveynine dolayısı ile nede Allah'a itaat etmiyor kardeşlerim.
    Hacer'lerin,Ibrahim'lerin oğulları "İsmail" oluyor..
    Bu sebeble tam vakti bugün..
    Arefe günü tüm geçmişe tevbe edin ve beni:
    -Hacer yap Rabbim!
    -İbrahim yap Rabbim! Ki,yavrumuzda İsmail olsun diye dualar edin..

    /Yağmur Mirzayeva/20.08.2018
  • "hiç hayret etmeyin. hatta onların küstah ve mütecaviz hallerini bile mazur görün. çünkü alelade bir insan bile olmadıkları halde kendilerine bir de münevver insan payesi verilince ve hayattaki mevki ve itibarlarını kaybetmemek için bu sıfatı akla hayale gelmeyecek hokkabazlıklarla muhafazaya mecbur kalınca, pek tabii olarak dalavereci olacaklar, ahlaksızlaşacaklar ve mütemadiyen birbirlerinin kıymetsizliklerini ortaya vurarak kıymetsizliğin esas olduğu kanaatini uyandıracaklar."