Puan vermedi·240 syf.··
2026 37. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:14
Büyük bir masa düşünün sağcısı , solcusu , muafazakarı, milliyetcisi hepsi bir arada ve yıllar önce sarı bir bavulda duran mektuplardan yola çıkarak bir film yapmak istiyorlar . Editör, yönetmen, yazar, emekli polis hepsi birlikte. Taşlamalar, laf sokmalar, galiz küfürler ; okurken hem eğlenecek hem gelinen noktaya üzülecek , hem de bu da mı olmuş diyeceksiniz. Taber, Can,Ali Tahsin,Muzaffer, Ve ' lit hepsi sizi bekliyor. Para ve mevki için satılan itibarlar, köseleye dönmüş suratlar, hiç bitmeyecek aşağılık kompleksi , bir çırpıda yolda bırakılan dostlar ve görüşler. Murat Uyurkulak yine döktürmüş
DipteMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 202639 okunma
"Benim evim GÖKKUBBE"
Puan vermedi·360 syf.··
2026 25. kitabı
"Tebrizli'nin GÜNEŞ'i canım Şems’ten sonra en bi sevdiğim İbnü'l Arabi'dir. Onun kelamların da beni kendine çeken şey, ademoğlunu bilgiyle değil, hâl ile buluşturması. Bu eseri de evvela yıldızlardan bahsediyormuş gibi görünse de, aslında ademoğlunun iç alemine, hikmete ve manaya dair kapılar aralıyor ve bol bol tefekkür ettiriyor. Satır aralarında da tevhidi ve ademoğlunun Güzel Mevlam ile olan bağını hatırlatan nükteler var. Benim nezim de ŞEMS AŞK dilidir, İbnü'i Arabi'de hikmet dilidir...
1000Kitap
Yıldızların MevkiMuhyiddin İbn Arabi · Kitsan Yayınları · 2015104 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İstememeyi istemek
Puan vermedi·120 syf.··
2026 1. kitabı
- Asıl iş istememeyi istemek, yapmamayı yapmak ve olanla kavga etmeyi bırakmaktır. Yol bunu salık verir. Amaç istenen şeyi elde etmek olduğunda bile kuvvetle istememek, hırsla yapmamak, istek ve beklentileri azaltmak kolaylaştırır istenene ulaşmayı. - Çünkü kuvvetli istemenin dışa vurulması insanları rahatsız eder çoğu kez. - İsteyen ruh yalnız istediğini, istemeyen ruh ise sırrı görür. O sır da şudur: - İstemeyen ruh eski istediklerinin gerçekleşmesini izler hayretle, yolun yolcusuyken. - Servet, mevki ve gurur yıkar kendi kendini. İstememek sükunettir. Daha faydalı olduğu gibi, bütün erdemin kaynağıdır. - Her kazanç kaybetme tehlikesini büyütür. Tek kayıpsız kazanç iyilik etmek, iyi çalışmak ve iddiasız olmaktır: - Altın ve yeşim dolu bir evi koruyamaz kimse. Ağzına kadar dolan kase taşar. Servet, mevki ve gurur kendi kendilerinin yıkımlarıdır. iyilik etmek, iyi çalışmak ve iddiasız olmak kutsanmaya giden yoldur (9. Şiir). - Bilge kişi: kendini göstermedikçe parlayan, kendini savunmadıkça hakkı teslim edilen, kendini övmedikçe başaran, rekabet etmedikçe dünyada rakipsiz olandır. O halde: kırıl ki bütün olasın, boşal ki dolu olasın, tüken ki yenilen, azın olsun ki çok kazan (22. Şiir). - Elini gevşettiğin kadar artar elindeki. Bilge ruhlar istifçi değildir, verdikleri kadar zengin olacaklarını bilirler (81. Şiir). Yapmamanın karıdır bu (43. Şiir). - İnsan bu yolda anlar yaşamdan isteyebileceklerinin ne kadar sınırlı olduğunu ve pek çok istediğinin gerçekleşmesinin onun iznine bağlı olduğunu. - O zaman bıçağı körelt, bağı çöz ve ışığı karart, derin aynılığın farkına var. Böylece yönetemez seni sevilmek-sevilmemek, kar-zarar, övülmek-aşağılanmak (56. Şiir). - Yarışma ve rekabet delirtir insanları, zengin olma gayreti düğüm
Tao Te ChingLao Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20172,526 okunma
Birkaç gözüpek vatansever, ülkeyi baştan sona kalkındırabilir.
Puan vermedi·94 syf.··
2026 3. kitabı
Bataklıklar içinde, her açıdan geri kalmış ve sefil bir ülke nasıl kalkınır? Vatansever ve bilinçli birkaç kişinin başlattığı kıvılcımların ateşe dönüşmesiyle… Kitapta Snelman isimli bir vatanseverin, Suomi denilen bir ülkede başlattığı kalkınma hamlesi anlatılıyor. Fakir halkı görmezden gelerek kendi rahatını düşünen bürokratlar, vatandaşın sorununu çözmek yerine işleri daha da zorlaştıran ve sadece maaşını düşünen memurlar, mevki makam sahibi olduktan sonra vaatlerini unutan yöneticiler, sarhoş ve zevkine düşkün askerler, bir gelecek umudu veya herhangi bir amacı olmayan aklı havada gençler… İşte böyle bir toplum, birkaç vatanseverin başlattığı örgütlenmeyle, küçücük adımlarla yavaş yavaş kendine gelebilir, kalkınabilir, bulunduğu coğrafyanın en güçlülerinden, en saygınlarından olabilir. Aslında Finlandiya'yı ifade eden Suomi’nin bu başarısı, tüm fakir ülkelere ders olmalıdır. Kitabı okurken, ülkemizi ve özellikle Kurtuluş Savaşı sonrası yaşanan dönüşümü düşünmemek elde değil. Snelman ve arkadaşlarının başlattığı bu kalkınma hamlesi, aslında Türk İnkılabının bir özetidir. Ancak maalesef bizim inkılabımız, Suomi’deki gibi büyük ve güzel bir finale henüz ulaşamamıştır; ülkece çırpınışlarımızın devam ettiği bir gerçektir. Silkelenip kendimize gelmeli, zaferlerle dolu tarihimizden güç almalı, yorgun ve tembel halkımızı tıpkı Snelman’ın yaptığı gibi kıvılcımlarla, ateşlerle tutuşturmalı, yurdumuzu Suomi’dekinden bile daha güzel bir ülke haline getirmeliyiz, getirebiliriz.
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Akvaryum Yayınları · 2013124,8bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 164. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
"NUR DEDE" "Bediüzzaman bize birer parça kuru üzüm verdi. Dikkatle haline bakıyordum. Son derece sakin ve soğukkanlıydı. Etraftaki dağları ve gölü seyrediyordu parmakları ince uzundu Sanki içinde elektrik yanıyor gibi pırıl pırıl parlıyordu." Hiç düşündünüz mü, bir insan nasıl olur da sadece kendi ailesinin değil, tüm insanlığın dedesi olmayı başarır? Nasıl bir yürek gerekir ki herkese seslenebilsin, herkesle halleşebilsin ve sevgiyle herkese ulaşabilsin? Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatına ve manevi dünyasına samimi bir yolculuğa çıkarıyor, bizi yazar. Öyle bir büyük insan ki, onun için "bizim" ve "onlar" diye bir ayrım yok. Onun gönlü, sadece bir aileye değil, bütün bir ümmete, hatta tüm insanlığa açılmış. Hayatı boyunca tek bir gayesi olmuş: İnsanların imanlarına hizmet etmek. Ne mal mülk derdi, ne makam mevki... Onun için asıl zenginlik, gönüllere dokunabilmekti. İnsanların bu dünyada huzur bulması, ahirette ise kurtuluşa ermesi için gecesini gündüzüne katmış. Herkese ulaşmaya çalışmış, kimseyi ötekileştirmemiş. "Benimkiler" dememiş, "Hepimiz" demiş. Maneviyat büyüklerini anlatmak bazen zor olabilir. Ağır bir dille anlatıldığında, anlamakta zorlanabiliriz. Ama bu eser, onu çok seven bir gönülden çıkmış. Öyle bir üslup ki, sanki dedemizle sohbet ediyoruz. Sanki o büyük zat, karşımızda oturmuş bize nasihat ediyor. Çünkü onun hayatı, hepimize örnek. Çağımızın bencillik ve yalnızlık girdabında, herkesi kucaklayabilen bir yüreğin mümkün olduğunu gösteriyor. Gösteriyor ki, sevgi sınırsızdır, merhamet tükenmezdir. O, hepimizin dedesi. Sadece birilerinin değil. Ve onu tanımak, hayatımıza yeni bir pencere açmak demek. Kitapla Kalın.
Edebiyat
Nur DedeMehmed Paksu · Folıant Yayınları · 2026149 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 23. kitabı
Her gün aynı saatte uyanıp, aynı kaldırımlarda yürüyen, aynı sahte nezaketlerle günü kurtaran o "çoğunluğun" arasında, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı bir yerlerde durmuş, sadece bize bakıyor gibi. Kitabı bitirdiğimde içimde kalan ilk duygu, tanıdık bir kırgınlık oldu. Sanki C. ile bir barda karşılıklı oturmuşuz da, o hiç konuşmadan sadece bardağına bakarak dünyaya karşı o muazzam, o sessiz protestosunu gerçekleştiriyormuş gibi hissettim. ​Aylak Adam, sadece bir adamın İstanbul sokaklarındaki avareliğini anlatmıyor; asıl mesele, ruhun o hiçbir kalıba sığmayan evsizliği. Karakterimiz C., modern dünyanın bize birer "başarı" veya "görev" diye dayattığı her şeyi elinin tersiyle itiyor. Evlenmek, bir iş sahibi olmak, sabah sekiz akşam beş düzenine boyun eğmek… Ona göre tüm bunlar, insanın kendi samimiyetsizliğine bulduğu konforlu kılıflardan ibaret. Çoğunluk olmanın getirdiği o uyuşuk güven duygusunu reddediyor. Çünkü biliyor ki, herkes gibi olmak, aslında herkesin ortak olduğu o büyük yalana göz yummak demek. ​Kitabın felsefi damarı tam da bu noktada, "tutamak" kavramında gizli. C., hayata tutunacak sahte bir dal aramıyor. Para, mevki ya da alışkanlıkların getirdiği o sahte güvenli alanlar onun ruhunu doyurmaya yetmiyor. O, her şeyiyle gerçek, pürüzsüz ve mutlak bir bağ arayışında. İşte trajedisi de burada başlıyor: Dünyada her şeyin bir piyasası, bir karşılığı varken, o karşılıksız ve hesapsız bir sevginin peşine düşüyor. Haliyle, sarsılan iyi niyetinin ve kırılan güveninin enkazı altında kalıyor. İnsanların arasına her karıştığında, o derin yalnızlığı daha da katmerleniyor. Sustuğu anlar, aslında bu dünyaya söyleyecek hiçbir sözünün kalmadığı, kelimelerin bile sahteleştiğini anladığı o kırılma noktaları. ​Yusuf Atılgan, öyle ağdalı, yukarıdan bakan bir dille de yapmıyor
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma