İnsan,varolduğu günden bu yana sürekli
olarak,içinde yaşadığı dünyayı ve evreni
tanımaya ve anlamaya çalışmış,ancak bu
çabast içinde en az tanıyabildiği varlık yine
kendisi olmuştur."..
Yaratıcı kişi, gerektiğinde yalnız
kalabilmekten korkmayan insandır. Yaratıcı
insan ancak yalnız kalabildiği zaman içsel
dünyasının zenginliklerine inebilir ve bunları
sonradan, müzik, görsel sanatlar, edebiyat
ya da bilimsel ve teknolojik buluşlar olarak
bize ulaştırabilir.
Birçok insan belirli bir olay gerçekleşirse mutlu olacağı yanılgısındadır. Mutluluğun kendilerini bulmasını bekler ve mutluluğa "bir șeyler yaşanarak" ulaşılabileceğini göremezler. Bir
şeyler yaşamak, bir șeylerle ""birlikte yaşamak" anlamına gelir.
...yaşantı öznel değil etkileşimseldir, önce dışta bir
olay olup sonradan duygu yaşanmaz. Olay olduğu anda etkileşim de olur. Çünkü olay süregelirken kişinin kendisi değişime uğramıştır.
Dünyada iki tür insan vardır: yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler.
Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde
kaulabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu, bir
başka deyişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir.
Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!