M.Fatih

Puan vermedi·84 syf.·
2025 50. kitabı
Davud el-Kayserî'nin Kasîde-i Hamriyye şerhi, tasavvuf tarihinin en sistematik yorumlarından biridir. Şerh, ilâhî sevgiyi (muhabbet) ontolojik bir ilke olarak konumlandırır: Sevgi, "Gizli hazine idim" hadisiyle bağdaştırılarak Varlığın ortaya çıkış sebebi kabul edilir. Ehadiyyet mertebesinde mutlak birlikten doğan zâtî sevgi, sıfat ve isim mertebelerinde çokluğa (kesret) açılır, fiil ve etkilerle âleme yayılır. Gerçek aşk vicdânî bir "hâl" olup, ilâhî feyzle kalbe doğar ve varlık rahmetinin itici gücüdür. Şerh üç ana bölümde ilerler: Sevginin hakikati (birlik-kesret ayrımı), kısımları (zât-sıfat-isim-fiil-etkiler hiyerarşisi) ve sonuçları (ilâhî seçiliş, kul-Hakk birliği, fena-bekâ süreçleri). İlahi aşk âlemin yaratılış sebebidir herşey rahmet üzere yaratılmıştır. Kitaptan önemli bir detayı buraya eklemek istiyorum: "Kâmil insanlar sevgi bakımından tüm yaratıklardan daha güçlü, Allah’a ve O’nun mü’min kullarına ve kendilerine benzeyenlere karşı daha muhabbetlidirler. Bu yüzden bu insanlar, kadınlara karşı daha arzulu, hüsn ve cemâli algılayışları daha yüksek, bu güzelliklere ve diğer sırlara karşı daha duyarlıdırlar. Aklı yetmeyenler ve kıt kavrayışlılar bunu kaldıramaz ve anlayamazlar.”
Aşk Şarabı ve HayatDavud El-Kayseri · İnsan Yayınları · 201528 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·77 syf.·
2026 3. kitabı
Seneca'nın erdem ve en yüce iyi kavramlarına yaptığı vurgu kitap içerisinde önemli bir yere sahip. Mutlu Yaşam Üzerine adlı eserinde Seneca, mutluluğu çoğunluğun onayladığı şeylerde değil, aklın süzgecinden geçmiş sağlam iyide arar. Haz ile erdemin bir arada bulunmasının mümkün olmadığını söyler ve bu yüzden Epicurus'a saldırır. Yaşamın Kısalığı Üzerine adlı eserinde “Nesnelerin doğasından niçin şikâyet ediyoruz?” diye bir soruyla başlar ve kendisi cevap verir "O kendini iyi niyetle ortaya koydu. Yaşam, değerlendirmeyi bilirsen, uzundur." der. 2000 yıl öncesine giderken bunları modern felsefenin seküler diliyle okumak ve anlamak mümkün değil. Çünkü Seneca'da Sokrates'in izini takip eden biri olarak bir takım inançlara ve ilkelere sahip. Bir düşünce tarihi araştırmacısıysanız o dönemin ruhunu okuyabilecek bir muhayyileye sahip olmanız gerekir. Eserin ana dilini bilmesemde uzun cümleler o dönemin diline dair önemli ipuçları veriyor. Roma döneminden kalan bu eserlerin varlığını sadece filozoflara değil, hiç şüphesiz gelişmiş bir dilin varlığına da borçluyuz.
Alıntı
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma
10/10
·271 syf.·
2025 43. kitabı
İbrahim Kalın‘ın Varlık Ve İdrak adlı doktora tezi Molla Sadrâ’nın bilgi teorisini ortaya koyan kapsamlı bir çalışmadır. Kitap, modern akademinin alışık olduğu dar epistemolojik çerçeveyi aşarak bilgiyi Varlık'la birlikte düşünen klasik hikmet geleneğini yeniden görünür kılmayı amaçlar. Varlık Ve İdrak, Molla Sadrâ’yı İran düşüncesine ait yerel bir figür olmaktan çok, evrensel metafizik problemleri yeniden formüle eden büyük bir filozof olarak sunar. Kalın’ın başarısı Molla Sadrâ’yı kendi dili ve kavramsal evreni içinde konuşturabilmesidir. Özellikle bilginin “nesneye hükmeden özne” anlayışından çıkarılması, çağdaş felsefenin içine düştüğü anlam ve bilgi krizine karşı güçlü bir formülasyon sunar. Molla Sadrâ’da bilen özne, varlığa dışarıdan bakmaz, bakamaz. Zira özneyi ve bilme eylemini mümkün kılan şey Varlık (el-Vücud)’tur: "Varlığın bir "illet"i ve ciheti olarak tanımlanan bilgi, akledilirliğin yegâne mahalli olarak bilen öznenin herhangi bir merkezi rolü olduğunu reddeder. Sadra'nın akıl ve akledenin birliğini müdafaası, öznelci olmaktan tamamen uzaktır zira bilgiyi, zihnin iç prosedürlerine değil bilen özne, âlem ve akledilirler arasındaki etkileşimlere dayandırır ki, bunların tümü varlığın her şeyi kuşatan gerçekliği altında toplanmıştır." (s. 174.)
Varlık ve İdrakİbrahim Kalın · Klasik Yayınları · 201550 okunma
10/10
·210 syf.·
2025 42. kitabı
Malezyalı İslam düşünürü Seyyid Muhammed Nakip El-attas'ın Türkçeye çevrilmiş İslam, Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi adlı eserinin İslam düşüncesine çok önemli katkılar sunduğunu söyleyebiliriz. Kitabın önemi, İslam dünyasının kendine özgü bir medeniyet ve kimlik üretebilmesi açısından entelektüel bir derinlik sunmasıdır. Bunu yaparken de sadece teorik olarak değil, özellikle bilginin İslamileştirilmesi ve çağdaş dönemde İslami eğitimin nasıl olması gerektiği üzerine yoğunlaşır. Attas, yalnızca Batı düşüncesini eleştirmekle kalmaz, aynı zamanda İslam’ın köklü kavramlarını etimolojik açıklık getirerek Müslüman dünyasını bu bunalımdan kurtarmak ister. "Bilginin İslamileştirilmesi", "edeb", "ihsan", "hakikat", ve "din" kavramlarını derinlemesine inceleyerek İslami eğitimi inşa etmeye çalışır. Attas eğitime ontolojik bir tanım getirir. İnsanın varlık bilincini ve tanrı anlayışını ortaya koyan bir eğitim tanımı yapar. “Eğitim, tedricî olarak insana kazandırılan, yaratılış düzenindeki nesnelerin tam yerlerinin bilinmesi ve tasdikidir ki bu da peşinden, varlık ve oluş düzeninde Tanrı'nın tam yerinin bilinmesini ve bunun tasdikini getirecektir.” Nesnelerin tam yerlerinin bilinmesi dediği şey “meratibul vücud” denilen varlık mertebelerinin doğru tasdikidir (Attas, 2019, s. 203). Bu kıymetli eser, konularının bir "fikir bütünlüğü" içerisinde düşünülerek algılanması gereken, muhtevası bakımından oldukça yoğun ve değerli bir çalışmadır. Özellikle modern çağın getirdiği seküler zorluklar karşısında İslami bir duruş sergilemek ve Müslümanlara doğru yolu göstermek adına önemli bir kaynaktır. Eser, Batı'nın sekülerleşme sürecini eleştirel bir gözle incelerken, İslami bilgi, eğitim ve maneviyat kavramlarının Batı'dan farklı ve üstün bir yapıya sahip olduğunu vurgular. Attas'ın
İslâm Sekülerizm ve Geleceğin FelsefesiM. Nakib El Attas · İnsan Yayınları · 202457 okunma
10/10
·296 syf.·
2025 40. kitabı
Kanımca, kitabın ana düşüncesi; kaos (kargaşa) ve kozmosun (düzenin) entegre şeyler olduğunu savunuyor olması. Özellikle kaotik sistemler, parçaları ve yapı taşları itibariyle karmaşık olsa da belli bir düzene sahiptirler. O yüzden, her düzenin içinde bir düzensizlik, her düzensizliğin içinde bir düzen vardır. Kitabın ana tezlerinden birisi olan kaos teorisinin bir başka önemli noktası; küçük yapı taşlarındaki en ufak değişimin sistemi nasıl etkileyebileceğini gösteriyor olmasıdır. Bilim ile felsefeyi birleştirmiş bu kitap, dil, toplum, insan ve evrene ilişkin algılarımızı yeniden şekillendirecek kadar etkileyici. (Benim için de oldukça lezzetli bir okuma oldu, müellife bu katkılarından dolayı ayrıca teşekkürler.)
Kimsenin Bilemeyeceği ŞeylerSinan Canan · Tuti Kitap · 20183,280 okunma