Malezyalı İslam düşünürü Seyyid Muhammed Nakip El-attas'ın Türkçeye çevrilmiş İslam, Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi adlı eserinin İslam düşüncesine çok önemli katkılar sunduğunu söyleyebiliriz. Kitabın önemi, İslam dünyasının kendine özgü bir medeniyet ve kimlik üretebilmesi açısından entelektüel bir derinlik sunmasıdır. Bunu yaparken de sadece teorik olarak değil, özellikle bilginin İslamileştirilmesi ve çağdaş dönemde İslami eğitimin nasıl olması gerektiği üzerine yoğunlaşır. Attas, yalnızca Batı düşüncesini eleştirmekle kalmaz, aynı zamanda İslam’ın köklü kavramlarını etimolojik açıklık getirerek Müslüman dünyasını bu bunalımdan kurtarmak ister. "Bilginin İslamileştirilmesi", "edeb", "ihsan", "hakikat", ve "din" kavramlarını derinlemesine inceleyerek İslami eğitimi inşa etmeye çalışır.
Attas eğitime ontolojik bir tanım getirir. İnsanın varlık bilincini ve tanrı anlayışını ortaya koyan bir eğitim tanımı yapar. “Eğitim, tedricî olarak insana kazandırılan, yaratılış düzenindeki nesnelerin tam yerlerinin bilinmesi ve tasdikidir ki bu da peşinden, varlık ve oluş düzeninde Tanrı'nın tam yerinin bilinmesini ve bunun tasdikini getirecektir.” Nesnelerin tam yerlerinin bilinmesi dediği şey “meratibul vücud” denilen varlık mertebelerinin doğru tasdikidir (Attas, 2019, s. 203).
Bu kıymetli eser, konularının bir "fikir bütünlüğü" içerisinde düşünülerek algılanması gereken, muhtevası bakımından oldukça yoğun ve değerli bir çalışmadır. Özellikle modern çağın getirdiği seküler zorluklar karşısında İslami bir duruş sergilemek ve Müslümanlara doğru yolu göstermek adına önemli bir kaynaktır. Eser, Batı'nın sekülerleşme sürecini eleştirel bir gözle incelerken, İslami bilgi, eğitim ve maneviyat kavramlarının Batı'dan farklı ve üstün bir yapıya sahip olduğunu vurgular. Attas'ın