Bu döneme ait Kur’ân bölümlerini,gene Kur’ân üzerine kurulacak nizamın detaylarına,sosyal ilişkilerde izlenecek esaslarına değinmeden,sadece âkide meselesi üzerinde durması espirisi üzerinde uzun uzun düşünmelidir,bu dinin bilinçli davetçileri.
İşte o nesil (Sahabe-i Kiram) sadece ve sadece bu kaynaktan (Kur-ân’ı Kerîm) susuzluğunu gideren bir nesildi.Tarihteki eşsizliği bu yüzdendi.
Sonra ne oldu ? Kaynaklar karıştı,safiyet bozuldu ! Bu neslin ardından gelen kuşakların beslenme kaynaklarına Grek felsefesi ve mantığı,Pers efsaneleri ve düşünce biçimleri,yahudi israiliyatı ve Hristiyanlık mistisizmi,bunların dışında kalan diğer kültür ve medeniyetlerin tortuları karıştı
İslâm nizamının dışında kalan bütün nizamlarda,bir biçimde insanların bir kısmı diğer bir kısmına tapıyor.İslâmî yöntemde ise durum farklı ; yalnız Allah’a kulluk etmekle,yalnız Allah’ı tanrı kabul etmekle ve yalnız Allah’ın önünde eğilmekle insanlar birbirine tapmaktan kurtulup tam bir özgürlüğe kavuşuyorlar.
Günümüz dünyası,yaşamı düzenleyen dinamikler ve sistemlerin dayandığı kaynak açısından tam bir “cahiliyye”yi yaşıyor.Böylesine olağanüstü maddî kolaylıkların kötülüğünden hiçbir şeyi eksiltmediği “cahiliyye”...İşte olağanüstü maddî gelişmenin gerçek yüzü bu...