Bir sözcüğün çevresinde bir tümce, bir dize, bir ikilik, bir düşünce pıhtılaşır. Ah, içinizdekileri anlatmak, içinizi dışlamak için en iyi yol budur. Evet evet, içinizi dışlamak. Her şeyin başı budur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İçtekileri dışlamak!
Bir yapıt, uzaklardaki bir adadır. Oraya gemiyle, uçakla gidilebilir. Yapıt oradadır. İster dörtlük biçiminde olsun, ister tragedya. Ama içtekileri dışa vurmaya nasıl erişilebilir?
Çalışmanın üçüncü adımı bilgisizliktir. Korkunç bir bilgi içinde bilgisizlik. Bilgi yüklü ilk sözcükten başlayarak kendinize şu soruyu sorun: ''O bunu biliyor mu? Ne türlü biliyor? Bilgisi gerçek bir bilgi mi?'' Böylece, değerleri durmamacasına gözden geçirmeye alışırsınız. Dünyanın, bilimin, felsefenin, bilimlerin, felsefelerin esinlediği kahkahaya da işte o vakit erişebilirsiniz. Bu kahkaha bilgeliktir. Bilgelik ise Tanrı'ya varan merdivendir.
Çalışmanın ilk adımı ayrılmadır. Var ve görünür olandan var ve görünür biçimde ayrılmak gerek. Sen ile Ben'in arasına bir uçurum koyun. Ben'lerden bir kule kurun. Uçurum kazıldığı vakit çalışmış, çok çalışmış olursunuz. Ama ne var, bunun için de ince bir dikkat ve zaman gerek.