Hilâl

Ceyhun, Karakum Çölü’ne kadar hızlı akar ve burada yine kanallara ayrılır. Geçtiği bölgelerin çoğunluğunun kurak olmasından dolayı ihtiyaç duyulan suyu sağlar. Bu sayede insanlar çöllere yakın yerlerde yaşama imkanı bulabilmişlerdir.
Sayfa 349
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Clavio, bunun yanında Ceyhun Nehri’ni geçerken Emir Timur’un uyguladığı bir adetten de bahsetmektedir. Buna göre Emir Timur, Ceyhun Nehri’ni geçmek istediği zaman köprü kurdurmak, geçtikten sonra da köprüyü yıktırmaktadır. Eğer nehri geçmek isteyen başka kimseler olursa kayıkla geçmek mecburiyetinde kalırdı. Yezdî ise Ceyhun Nehri’ne, “Turan-ı Zemin” [Turan Toprağı] demektedir. Bu bağlamda Emir Timur‘dan da Turan-ı Zemin hükümdarı olarak bahsetmektedir.
Sayfa 346
721 yılından itibaren 12 yıl boyunca Araplarla yapılan mücadelenin talihi Türgişler sayesinde değişmiştir. Araplar daha önce karşılaştıklarından daha güçlü bir direnişte burun buruna gelmişlerdir. Araplar, Türgişlerle iş birliği yapan ahaliye karşı büyük katliamlar yaparken Türkistan’da Arap mezalimine karşı bir cephe meydana gelmiştir. Böylece 724-727 yılları arasında Arap ordularının ilerlemeleri bir süreliğine deolsa Türkistan halkı tarafından engellenmiştir.
Sayfa 342
İslâmiyet hoşgörü falan filan
698-699 yıllarında Türkistan’da Arapların yalnız ve zayıf yakaladıkları Türkleri acımasızca katletmeleri üzerine bölgede gücü zayıflayan Türgişlerin varlığı görülmeye başladı. Türgişler On Oklara mensup bir Türk boyuydu.
Sayfa 342
Çöl arazisine yakın, kurak topraklarda kavun, bal kabağı gibi kökleri çok daha derinlere ulaşan bitkiler daha kaliteli ve iyi yetişirdi. Car-jay vahasından Aral Gölü’ne kadar Ceyhun havzası topraklarında yetişen kavunlar tatlılığı, hoş kokusu ve yüksek besin değeri ile öne çıkmaktadır. Bu bakımdan Harezm kavunları eski zamanlarda uzak ülkelerde bile oldukça popülerdi. Bu kavunlar, altından yapılmış özel kağıtlara sarılarak Bağdat’a, Arap halifelerinin sarayına götürülürdü.
Sayfa 330