Hilâl

Hilâl
@mhhilall
407 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
9/10
·140 syf.··
2025 6. kitabı
Rusçadan Türkçeye henüz 2025’te çevrilmiş olan bu eser, Türk tarihi araştırmaları için olduğu kadar coğrafya için de oldukça önemli bir eser. Barthold, 1902’de eseri yazarken Grek, Arap ve Fars kaynaklarının yanı sıra Rusça ve Almanca eserlerden de yararlanmış. Eser 5 bölümden oluşmakta ve Aral Gölü’nün İslâm öncesi dönemden 17. yüzyıla kadar geçen süredeki durumu incelenmektedir. Bunu yaparken yukarıdaki kaynaklardan yararlanılmış ve bugün de geçerliliğini koruyan bir eser ortaya konulmuştur. Aral’ın tarihsel süreçteki kuruma sebeplerinin de ele alındığı eser, özellikle akademik çalışmalarda sıklıkla yararlanılacaktır. Barthold’un bu çalışması, tarih ve coğrafya çalışan veya bu konulara ilgisi olan herkesin okuyabileceği, güzel bir Türkçe ile çevrilmiştir. İlgililerine öneririm. İyi okumalar… :)
Aral Gölü’nün TarihiWilhelm Barthold · İz Yayıncılık · 20253 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2025 5. kitabı
Adını, bir akıl hastanesinin altıncı koğuşundan alan bu eserde Çehov, kendisini elit olarak gören doktor Andrey Yefimıç ile akıl hastası olan ve altıncı koğuşta kalan İvan Dmitriç’in arasındaki ilişkiden yola çıkarak dönemin Rusya’sının koşullarını, Rus aydınının ülke sorunlarına kayıtsızlığını ve felsefî bir tartışmayı işlemiştir. Eserde, yaşamadığı acılar hakkında konuşan doktorun günün sonunda benzer acıyı yaşadığında verdiği tepki ve yaşadığı son etkileyici şekilde işlenmiş. Doktor, Dmitriç’i felsefe konuşabileceği bir arkadaşı gibi görürken onun yaşadığı derin acıyı anlamamıştı. Kendisi de Dmitriç ile aynı buhrana düştüğünde değil mantıklı düşünmek, yaşamak bile ona zor geldi. Bu esere çok güzel uyacak bir atasözümüz var aslında. “Davulun sesi uzaktan hoş gelir.” diyorum ve bu küçük eserin oldukça güzel, anlamlı olduğunu ekleyerek ilgililerine iyi okumalar diliyorum. :)
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,1bin okunma
7/10
·175 syf.··
2025 4. kitabı
Dostoyevski’nin ilk romanı olan İnsancıklar… Özenle seçilmiş bir adı olduğunu düşünüyorum bu romanın. İnsanların gerçek yüzleriyle ilk kez karşılaşan bir insanın hayal kırıklığını yansıtır gibi. İnsanın basitliğini, gösteriş budalalığını, paragöz oluşunu, kibrini derin bir hüzünle anlayan yazarın tanık olduklarını karşılıklı mektuplaşmalar aracılığıyla anlattığı bir roman. Eserin net bir sonu yok gibi görünse de aslında kadının çekip gittiği sonucunu çıkarmak mümkün. Romanda Rus toplumundaki yoksulluğu, dönemin koşullarını görmek mümkün. 19. yüzyılda Rus toplumunu yansıtması bakımından oldukça güzel bir eser. Ama… Ben bu kadar betimlemeden aşırı sıkılıyorum. Kısacık kitabı okurken defalarca uyuyakaldığımı söylemem gerekli. :) Ayrıca bozkır seven biri olarak bozkırla ilgili söylediği birkaç tatsız söz olduğunu söylemeliyim. (Aslında gerçek ama bence tatsız. :)) Her neyse, benim okuduğum çevirinin dili oldukça anlaşılırdı. Bazı yazım yanlışları haricinde oldukça iyiydi. Özellikle betimleme seven herkesin keyifle okuyacağı bir roman olduğunu düşünüyorum. Sevenlerine iyi okumalar dilerim. :)
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Müjde Yayınları · 202076,7bin okunma
6/10
·160 syf.··
2025 3. kitabı
Tolstoy’un bazı eserlerinde dönem dönem kendimi bulurum. Çünkü o, yolunu kaybedip sağa sola yalpalarken hissettiklerini, düşündüklerini, çıkmazlarını ve çıkış yollarını paylaşır. Derin buhranlar yaşadığı günleri ustalıkla ele alır. Bu eserinde ise kadının ruhundan söz edeceğini düşünmüştüm. Sonuçta ne oldu? Tolstoy, kadının ruhunu (anladığım kadarıyla) ahlaksızlıkla bütünleştirerek ele almış. Ancak hikayede (bence) erkeğin paranoyası da söz konusu. Sürekli aldatıldığını düşünen adamın en sonunda haklı çıkması ve istenmeyen olayların yaşanması şeklinde bir olay örgüsü var. Kadının ruhunu (bence) ahlaksızlıkla bütünleştiren Tolstoy, eserin son bölümünde kendisi olarak yazdığı son sözde ise hem erkeğin hem de kadının yapması ve yapmaması gereken şeyleri anlatıyor. Yani kitabı başlığından kopararak işin içine erkekleri de katıyor. Bu son bölüm sonradan eklenmiş gibi geldi bana. Her neyse… Anlaşılır bir çeviri, Tolstoy’a olan bakış açımı etkileyen bir kitaptı. İlgililerine öneriyorum. İyi okumalar… :)
Kadın RuhuLev Tolstoy · Araf Yayınları · 201313,6bin okunma
Her ateş söner bir noktada…
9/10
·92 syf.··
2025 2. kitabı
1953’te Almanya’da doğmuş olan filozof Wilhelm Schmid, küçücük bir eser ile günümüz insanı hakkında yani bizim hakkımızda nokta atışı tespitler yapıyor. Melankolinin ve mutsuzluğun “depresyon” olmadığını da anlattığı eserinde -bence- melankoli ve mutsuzluğu, insanın ilerlemesini sağlayan yakıtlar olarak görüyor. Schmid’e göre melankolik bireyler, kendileri için bir çözüm üretemese de insanlığın dertlerini dert edinen yararlı bireylerdir. Ayrıca depresyondan ve melankoliden kurtulmanın yollarından birinin çalışmak olduğunu düşününce işe yaradığımızı hissetmek, hepimize iyi gelecektir. Günümüzde insanların sürekli mutlu olma çabasını eleştiren Schmid, mutsuzluğun insan yaşamının en önemli duygusu olduğunu belirtiyor. Sürekli mutlu olmanın imkansızlığını anlatırken eserinin sonunda melankoliye eğiliyor ve son üç bölümü melankoliye ayırıyor. Eser, kısa kısa 10 bölümden oluşmakta ve yaşamımıza katkı sağlayacak bir eser. Çağımız insanının, içinde kendisini bulacağı bu eseri ilgilenen herkese öneriyorum ve çok beğendiğimi eklemek istiyorum. İyi okumalar :)
Mutsuz OlmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınevi · 20206,3bin okunma