Okuduğunuz kitaplar sizi bazen öyle sarsar ki, kitabı bitirdikten sonra kendi kendinize sorarsınız: "Bunca acıya, imkansızlığa, karanlık günlere rağmen nasıl yaşanır?" işte eserde tam olarak bu sorunun cevabını arıyor. Kitap savaşın, yıkımın, zalimliğin hüküm sürdüğü bir yerde, umutla direnmenin ne olduğunu anlatmaya çalışıyor. Anlatımı sade ve akıcı.
Romanın kahramanı Ahmet Hamid, çocuk yaşta dünyanın en sert yüzü ile karşılaşır. Babası haksız yere hapse atılır. Yine de Ahmet Hamid içinde umut dolu duygular taşır: öğrenme isteği. O umut, karanlığı, adaletsizliği, zalimliği delip geçer. Belki de İnsanın başına gelenler değil, başına gelen olaylara verdiği tepkilere göre hayatı olumlu veya olumsuz yönde şekilleniyor.
Kitap içersinde insanlar acısını, yasını dahi yaşayamıyor. Çünkü acısını, yasını yaşayamadan; başka bir acının ve yasın içinde buluyorlar kendilerini. Bu zalimlik karşısında susmak, sadece izlemek ne kadar insanca düşünmek gerek!..
Yazar yahudi ama taraf tutmadan hikayesini anlatıyor, çünkü insanların vicdanına sesleniyor. İnsan olan herkesin bu acılara, bu zalimliğe dur demesi gerekiyor.
Filistin'de yaşanılanlar, Türk, Kürt, Arap meselesi degil, insanlık ve vicdan meselesidir. İnsan kalabilmenin meselesidir. Dünyada yapılan tüm zalimliklerin ve zalimlerin karşısında, onurlu bir duruş sergileyecek insanların çoğalması duası ve umuduyla.
Okunması ve üzerine düşünülmesi gereken bir kitap...